2 Nisan yaklaşıyor. Her yıl olduğu gibi yine “farkındalık” kelimesini çok duyacağız. Sosyal medya paylaşımları yapılacak, binalar mavi ışıkla aydınlatılacak, iyi niyetli mesajlar verilecek. Sonra ne olacak?ü
Büyük ihtimalle hayat kaldığı yerden devam edecek.
Oysa otizm, yılda bir gün hatırlanacak bir konu değil; her gün yaşanan bir gerçekliktir.
Bir çocuk düşünün… Kalabalık bir sınıfta kendini ifade etmekte zorlanıyor. Öğretmeni iyi niyetli ama nasıl destek olacağını tam bilmiyor. Akranları bazen anlamıyor, bazen dışlıyor. Bir aile düşünün… Her gün çocuğunun gelişimi için çabalıyor, doğru eğitime ulaşmak için mücadele ediyor, geleceğe dair kaygılar taşıyor. Ve bir toplum düşünün… Hâlâ otizmi ya yanlış biliyor ya da yeterince tanımıyor.
İşte mesele tam olarak burada başlıyor.
Otizm farkındalığı denildiğinde çoğu zaman bilgi paylaşımıyla yetiniyoruz. “Otizm nedir?” sorusunun cevabını vermek önemli, evet. Ama artık daha kritik bir soruya geçmemiz gerekiyor: Otizmli bireyler bu toplumda gerçekten nasıl yaşıyor?
Çünkü farkındalık, yalnızca bilmek değildir.
Farkındalık, *hayatı kolaylaştırmaktır.
Bugün hâlâ birçok otizmli çocuk eğitim sisteminde yeterli desteği alamıyor. Kaynaştırma ve bütünleştirme uygulamaları kâğıt üzerinde güçlü görünse de sahada ciddi eksiklikler var. Aileler çoğu zaman süreci tek başına yürütmek zorunda kalıyor. Erken müdahale hizmetlerine erişim, nitelikli eğitim olanakları ve uzman desteği her yerde aynı düzeyde değil.
Daha da önemlisi, toplumsal tutumlar hâlâ en büyük engellerden biri. Farklı davranan bir çocuğa hâlâ “yaramaz”, “şımarık” ya da “problemli” denilebiliyor. Oysa o çocuk yalnızca anlaşılmak istiyor.
Otizm bir eksiklik değil, farklılıktır.
Ama bu farklılık, desteklenmediğinde dezavantaja dönüşür.
İşte bu yüzden 2 Nisan yalnızca bir “farkındalık günü” değil; aynı zamanda bir sorumluluk hatırlatmasıdır.
- Okullar daha kapsayıcı olmak zorunda.
- Öğretmenler desteklenmek zorunda.
- Aileler yalnız bırakılmamalı.
- Kamu politikaları sahaya gerçekten dokunmalı.
- Ve en önemlisi, toplum öğrenmek zorunda.
Çünkü otizmli bireyler bu toplumun bir parçası değil; zaten bu toplumun kendisidir.
Bir günlüğüne maviye bürünmek kolaydır.
Zor olan, yılın geri kalan 364 gününde gerçekten bir şeyleri değiştirebilmektir.
Belki de artık farkındalık yetmiyor.
Anlamak, kabul etmek ve birlikte yaşamanın yollarını gerçekten kurmak gerekiyor.
Yazar: Uzman Psikolojik Danışman Hasan Tahsin YAZICI-Engelli Hakları Aktivisti-Samsun Engelliler Federasyonu (SAMEF) Basın Sözcüsü










