Ülkemizde engelli bireylere ve ailelerine yönelik pek çok hizmet tanımlı.
Yönetmeliklerde var, broşürlerde var, internet sitelerinde var. Kâğıt üzerinde bakıldığında güçlü bir sistemden söz etmek mümkün. Ancak sahaya inildiğinde sıkça karşılaşılan gerçek şu: Hizmet var ama erişim yok.
Bir aile hangi kuruma başvuracağını bilmiyor. Bilen, doğru yönlendirme alamıyor.
Başvuran, aylarca bekliyor. Sonunda da ya vazgeçiyor ya da kendi imkânlarıyla çözüm aramaya çalışıyor. Bu noktada sorun hizmetin olmaması değil, hizmete ulaşmanın karmaşık ve yıpratıcı olmasıdır.
Özellikle özel gereksinimli çocukların erken dönemde desteklenmesi hayati öneme sahipken, pek çok aile bu süreci deneme-yanılma ile yürütmek zorunda kalıyor. Bilgiye erişim, destek kadar önemliyken; danışmanlık ve rehberlik mekanizmaları çoğu zaman yetersiz kalıyor.
Erişilebilirlik sadece fiziksel değildir. Bilgiye erişim de bir haktır. Hangi destek nerede, kim için, nasıl sunuluyor; bunların sade, anlaşılır ve tek elden paylaşılması gerekir. Aksi hâlde hizmet, yalnızca bilenin ulaşabildiği bir ayrıcalığa dönüşür.
Yerel yönetimler, okullar ve ilgili kurumlar burada kritik bir rol üstlenmektedir.
Koordinasyon sağlanmadığında, yük yine ailelerin omuzlarına binmektedir. Oysa sistem, aileleri yormak için değil, desteklemek için vardır.
Bugün konuşmamız gereken şey şudur: Hizmetleri çoğaltmak kadar, erişilebilir kılmak da bir sorumluluktur. Çünkü erişilemeyen hizmet, yok hükmündedir.
Ve en önemlisi: Bir hak, ancak kullanılabildiğinde haktır.
Uzman Psikolojik Danışman Hasan Tahsin YAZICI
Samsun Engelliler Federasyonu (SAMEF) Basın Sözcüsü
Engelli Hakları Aktivisti










