Engellilik denildiğinde akla ilk olarak fiziksel engeller gelir. Oysa bugün birçok engelli bireyin karşılaştığı en büyük sorun, kaldırımların yüksekliği ya da binalardaki merdivenler değildir. Asıl engel, birbirinden kopuk yürütülen çalışmalar ve uzun vadeli bir planlamanın eksikliğidir.
Türkiye'de engellilik alanında son yıllarda önemli adımlar atılıyor. Yeni yönetmelikler yayımlanıyor, erişilebilirlik çalışmaları yapılıyor, belediyeler projeler geliştiriyor, sivil toplum kuruluşları sahada büyük bir özveriyle çalışıyor. Üniversitelerde bilimsel araştırmalar artıyor, kamu kurumları farklı hizmet modelleri geliştiriyor. Bütün bunlar sevindirici gelişmeler.
Ancak aynı zamanda şu soruyu da sormamız gerekiyor: Bütün bu çalışmalar ortak bir hedef doğrultusunda mı ilerliyor?
Ne yazık ki çoğu zaman bunun cevabı "hayır" oluyor.
Bir kurumun yaptığı başarılı bir uygulamadan başka bir kurumun haberi olmayabiliyor. Bir belediyede hayata geçirilen iyi bir örnek, başka şehirlerde karşılık bulamayabiliyor. Üniversitelerde hazırlanan bilimsel çalışmalar sahaya yeterince ulaşamıyor. Sivil toplum kuruluşlarının yıllardır dile getirdiği sorunlar ise bazen karar alma süreçlerine yansımıyor.
Sonuçta herkes kendi alanında emek veriyor. Fakat bu emekler ortak bir planın parçaları hâline gelemediğinde beklenen etki de ortaya çıkmıyor.
Engellilik alanında başarı, yalnızca yeni projeler üretmekle ölçülmez. Asıl başarı, birbirini tamamlayan politikalar geliştirebilmekte yatıyor. Eğitimden sağlığa, ulaşımdan istihdama kadar her alanda aynı hedefe yönelen bir anlayış oluşturulmadıkça yapılan çalışmaların önemli bir kısmı belirli bir dönemin ardından etkisini kaybedebiliyor.
Bugün erişilebilir bir bina yapılırken ulaşım planlaması göz ardı edilebiliyor. İstihdam projeleri hazırlanırken çalışma ortamlarının erişilebilirliği yeterince düşünülmeyebiliyor. Eğitim alanında önemli adımlar atılırken mezuniyet sonrasında bireyin iş yaşamına nasıl geçeceği planlanmayabiliyor.
Oysa engelli bireyin yaşamı parçalara ayrılamaz. Hayatın bir alanındaki eksiklik, diğer alanları da doğrudan etkiler.
Bu nedenle engellilik politikalarının yalnızca bugünü değil, geleceği de planlayan bir bakış açısıyla ele alınması gerekiyor. Kurumlar arasında daha güçlü iş birliği kurulmalı, yerel yönetimler, kamu kurumları, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları ortak hedefler etrafında buluşabilmelidir. En önemlisi de bütün bu süreçlerde engelli bireyler yalnızca hizmet alan kişiler olarak değil, kararların doğal paydaşı olarak görülmelidir.
Çünkü engelli bireylerin yaşamını en iyi anlatanlar yine onların kendileridir.
Bazen küçük görünen bir eksiklik yıllarca süren bir soruna dönüşebilir. Buna karşılık doğru planlanmış küçük bir adım, binlerce insanın hayatını kolaylaştırabilir. İşte bu yüzden plansızlık yalnızca bir yönetim sorunu değildir; zamanın, emeğin ve kaynakların verimli kullanılmasını da engelleyen önemli bir sorundur.
Artık engellilik alanında yalnızca "ne yaptık?" sorusunu değil, "yaptıklarımız birbirini tamamlıyor mu?" sorusunu da sormanın zamanı geldi.
Çünkü gerçek değişim, birbirinden bağımsız çalışmalarla değil; ortak akıl, güçlü iş birliği ve sürdürülebilir planlamayla mümkündür. Engellilikte en büyük engel bazen bir merdiven ya da kaldırım değildir. En büyük engel, aynı hedefe yürürken aynı planı paylaşamamaktır.
Hasan Tahsin Yazıcı
Uzman Psikolojik Danışman / Samsun Engelliler Federasyonu Basın Sözcüsü / Engelli Hakları Aktivisti










