Bazen bir kaldırımın yüksekliği, bir otobüs basamağının darlığı ya da bir binanın asansörsüz oluşu, bir insanın tüm hayallerinin önüne geçebilir.
İşte bu yüzden engellilik, bireyin değil toplumun aynasıdır. Biz ne kadar “erişilebilir” bir şehirde yaşıyorsak, o kadar insanız; ne kadar “eşitlikçi” bir bakışa sahipsek, o kadar medeniyiz.
Bu satırları Samsun Engelliler Federasyonu (SAMEF) Basın Sözcüsü ve yıllardır sahada mücadele eden bir ortopedik engelli aktivist olarak yazıyorum. Çünkü ben bu şehrin kaldırımlarında yürüyen bir beden değil, eşitlik mücadelesi veren bir sesim.
Samsun, Karadeniz’in incisi… ama ne yazık ki birçok engelli kardeşim hâlâ bu güzel şehirde toplumsal yaşamın kıyısında kalıyor. Kimi ulaşamadığı bina yüzünden kamu hizmetlerinden yararlanamıyor, kimi işe alınmadığı için üretmekten uzaklaşıyor, kimi ise sadece “farklı” olduğu için önyargı duvarlarına çarpıyor. Oysa biz, sadece yaşamak değil, eşit yaşamak istiyoruz.
Engellilik, acınacak bir durum değil; hak temelli bir insanlık meselesidir.
Bize yardım edilmesini istemiyoruz; haklarımızın tanınmasını, fırsat eşitliğinin sağlanmasını, şehirlerin herkes için yaşanabilir hale getirilmesini istiyoruz. Bizim mücadelemiz, başkalarının “şefkatine” değil, toplumun adaletine çağrıdır.
Sivil toplumun içinden gelen biri olarak şunu söylemeliyim: Değişim yukarıdan değil, içimizden başlar. Bir kaldırımı uygun hale getirmek, bir engelliye istihdam sağlamak ya da bir çocuğun eğitimine destek olmak küçük bir adım gibi görünür ama aslında koca bir dönüşümün kapısını aralar.
Her hafta bu köşede engellilik, erişilebilirlik, eğitim, istihdam ve toplumsal farkındalık üzerine yazılar paylaşacağım. Çünkü sesimiz ne kadar çok yankılanırsa, o kadar çok hayat değişir.
Unutmayalım:
Engellilik bir kader değil, toplumun vicdan testidir. O testi başarıyla vermek, hepimizin sorumluluğudur.
Hasan Tahsin YAZICI
Uzman Psikolojik Danışman
Samsun Engelliler Federasyonu Basın Sözcüsü











Çok güzel bir yazı olmuş Hasan Hocam. Umarım okuyan herkes için bir farkındalık oluşturur.