Trendyol Süper Lig’in 8. haftasında Kasımpaşa deplasmanından alınan 4-1’lik ağır mağlubiyet, Samsunspor’da tehlike çanlarının artık sesini değil, adeta sirenlerini çalmaya başladığını gösterdi. Üst üste 6. mağlubiyetini alan ve kulüp tarihinin bu alandaki olumsuz rekorunu kıran bir Samsunspor var karşımızda.
Ancak bugün sadece sahada alınan bu hezimeti konuşmak resmin bütününü görmemize yetmez. Asıl bakmamız gereken yer; Trabzonspor maçı öncesinde Samsunspor İcra Kurulu’nun basın mensuplarıyla bir araya geldiği kahvaltı programında yapılan, bugün geldiğimiz noktayı özetleyen o talihsiz açıklamalardır.
O gün masada kimler yoktu ki... Veysel Bilen, Zeycan Rochelle Yıldırım, Fuat Çapa, Suat Çakır, Soner Soykan ve Koray Yalçın. Basın mensuplarının haklı soruları karşısında söz alan isimlerden özellikle Futbol Direktörü Fuat Çapa’nın "başarı" tanımı kelimenin tam anlamıyla zihinlerimize kazındı. Takım o an bile üst üste 4 maç kaybetmişken Fuat Hoca kalkıp; "Başarının kriteri nedir? Başarı kime göre, neye göre başarıdır?" şeklinde felsefi bir sorgulamaya girişti.
Fuat Hocam, gel hiç uzatmayalım, felsefeyi de detayları da bir kenara bırakalım. O "kime ve neye göre" dediğin başarı felsefesi sende kalsın. Çünkü bu işin futbol literatüründeki tek bir ölçütü vardır: Puan cetveli! 18 takımlı ligde 17. sıraya demir atmış durumdayız. Bu taraftar da, bu şehir de günün sonunda puan tablosuna bakar. Kulübün başarısı da başarısızlığı da tam olarak oradaki rakamda yazar!
Diğer taraftan Koray Yalçın’ın transfer ücretleri ve kulübün ekonomik tablosuyla ilgili açıklamaları da dikkat çekiciydi. Takımdan giden oyunculardan 16 milyon euro gibi önemli bir bonservis geliri elde edildiğini, Samsunspor’un kendi kendine yeten, futbolcu satarak dönen bir sisteme kavuşması için mücadele edildiğini dinledik. Eyvallah, kulübün ekonomik sürdürülebilirliği son derece kıymetli. Fakat soruyorum size: 16 milyon euro kâr elde edip ligde 17. sırada kalıyorsak, yarın bu takım küme düşme kabusunu derinlemesine yaşamaya başladığında o kârın ne anlamı kalacak?
Taraftar kulübün banka hesabındaki bilançoya bakıp sevinmez; taraftar sahadaki mücadeleye, tabeladaki skora ve ligdeki yerine bakar.
Kasımpaşa maçı öncesi Başkan Yüksel Yıldırım’ın "Ligin dibinde de olsak hedefimiz ilk 10" açıklamasına gelince... Gerçekçi olmak zorundayız. Bu tür demeçlerin takıma bir fayda sağlamadığı, aksine saha gerçekliğiyle örtüşmediği bugün Kasımpaşa karşısında alınan 4-1'lik skorla tescillenmiştir. Geçen seneki iskelet kadrodan 3 defans, 3 orta saha ve 2 forveti gönderip; yerlerini daha kaliteli isimlerle doldurmak yerine tecrübesiz isimlerle ikame ederseniz, bugün önünüze çıkacak tablo tam olarak bu olur.
Kimse karamsar tablo çizmek istemez ama tabloyu çizen biz değiliz, sahadaki sonuçlar! Eğer yaklaşan devre arası transfer döneminde takıma nokta atışı, tecrübeli ve direkt katkı sağlayacak ciddi takviyeler yapılmazsa, sezon sonunda düşünmek dahi istemediğimiz senaryolarla karşı karşıya kalabiliriz.
Yol yakınken felsefeyi bırakıp, acilen gerçeklerle yüzleşme zamanıdır!











