Dün akşam saatlerinde bir yakınım tarafından gönderilen bir video, Abdullah Gül Bulvarı üzerinde bulunan Mevlana Parkı’nın içler acısı halini gözler önüne seriyordu. Kırık banklar, çöp içinde bırakılmış kamelyalar ve gelişigüzel atılmış atıklar… Açıkçası görüntüler hiç yakışır değildi.
Ben de bu görüntüleri vakit kaybetmeden birinci elden Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel’e ilettim. Sağ olsun, kısa sürede geri dönüş yaparak konuyla ilgileneceğini ifade etti. Ve bugün 24 saat geçmeden saat 11.20 civarında kendisinden gelen yeni görüntüler, konunun hızlıca çözüldüğünü gösterdi. Park temizlenmiş, banklar onarılmış, yeni banklar konulmuş, kamelyalar düzenlenmişti.
Bu noktada Sayın Serhat Türkel’e teşekkür etmek bir nezaket değil, hakkını teslim etmektir. Hızlı refleksi, konuya duyarlılığı ve çözüm odaklı yaklaşımı takdiri hak ediyor.
Ancak burada durup düşünmemiz gereken daha önemli bir konu var.
Evet, belediyeler görevini yapacak. Bu onların sorumluluğu. Ama o parkı kirleten, bankları kıran, kamelyaları hor kullanan kim? Belediye mi? Elbette hayır.
Görüntülerdeki çöplerin bir gecede oluştuğu çok açık. Bankların kırılması ise birkaç kendini bilmezin işi. Ama asıl mesele şu: Biz vatandaş olarak bu duruma ne kadar duyarlıyız?
Birileri kamu malına zarar verirken ses çıkarıyor muyuz? Çöp atanı uyarıyor muyuz? Yoksa “bana ne” deyip geçiyor muyuz?
Unutmamalıyız ki bu parklar, bu banklar, bu kamelyalar hepimizin. Bunlar milli servet. Ve milli serveti korumak, en az onu yapmak kadar önemli bir sorumluluk.
Belediye temizler, onarır, düzeltir. Ama biz kirletmeye, zarar vermeye devam edersek bu döngü hiç bitmez.
Bu yüzden buradan herkese bir çağrı yapmak istiyorum:
Lütfen yaşadığımız şehre sahip çıkalım. Kamu malını kendi malımız gibi koruyalım. Gördüğümüz yanlışlara sessiz kalmayalım.
Son söz olarak; hızlı müdahalesi ve duyarlılığı için Serhat Türkel’e bir kez daha teşekkür ediyorum. Ama asıl teşekkürü hak edecek olanlar, yaşadığı şehre gerçekten sahip çıkan vatandaşlar olacaktır.










