Samsunspor’un son günlerde içinde bulunduğu tablo, şehrin en çok konuşulan konularının başında geliyor. Haftalardır ligde galibiyet alınamaması, Musaba transferi etrafında yaşananlar, artan sakatlıklar ve bazı futbolcular hakkında çıkan transfer söylentileri doğal olarak tartışmaları da beraberinde getirdi. Bu süreçte Başkan Yüksel Yıldırım ve yönetime yönelik eleştirilerin dozunun giderek arttığını görüyoruz.
Eleştirilerin haklı tarafları elbette var. Futbol eleştirisiz olmaz. Ancak eleştirinin dozu, dili ve sınırı en az eleştirinin kendisi kadar önemlidir.
Bir şeyi açıkça hatırlamak zorundayız:
Para dilenilen günleri çok çabuk unuttuk.
Kayyuma kalmaktan korktuğumuz, kulübün sahipsiz kalacağı endişesiyle uyuyamadığımız günleri de…
Bugün geldiğimiz noktada Samsunspor hâlâ Avrupa’da yoluna devam ediyor. Ligde ise son dönemdeki olumsuz sonuçlara rağmen 6. sırada yer alıyor. Bu tabloyu yok saymak, geçmişi ve verilen mücadeleyi görmezden gelmek büyük bir haksızlık olur.
Yüksel Yıldırım, bana göre bu şehrin ve bu kulübün onurunu kurtarmış bir başkandır. Elbette eleştirilecek yönleri vardır. Zaten hiçbir başkanın, hiçbir yöneticinin her zaman doğru kararlar alması mümkün değildir. Hepimiz insanız. Hata yapabiliriz, yanlış düşünebiliriz, bazı sözlerimizden pişmanlık duyabiliriz. Futbolun doğasında inişler ve çıkışlar vardır. Bugün yaşananlar da bu sürecin bir parçasıdır.
Başkan Yıldırım zaman zaman iddialı, sert ya da yüksek beklenti oluşturan açıklamalar yapabilir. Bu açıklamaların karşılık bulmadığı, hedeflerin tutmadığı dönemler olabilir. Bunlar futbol dünyasında son derece olağan durumlardır. Ancak asıl mesele, işler yolunda gitmediğinde nasıl bir duruş sergilediğimizdir.
Gerçek taraftarlık, sadece iyi günlerde tribünde olmak değildir.
Gerçek taraftarlık, kötü günlerde de takımına, başkanına, teknik heyetine ve futbolcusuna sahip çıkabilmektir.
Eleştiri olacak, olmalı da. Kimse eleştiri yapılmasın demiyor. Ama bu eleştiriler yıkıcı değil, yapıcı olmalı; saygı sınırları içinde yapılmalıdır. Aksi hâlde eleştiri fayda değil, zarar getirir. Takıma güven vermek yerine yük bindirir.
Unutmayalım; bugün Avrupa sahnesinde mücadele eden bir Samsunspor’dan bahsediyoruz. İlçe statlarında maç oynadığımız, kulübün geleceğinin belirsiz olduğu günleri çok çabuk unuttuk. O günlerden bu noktaya gelmek kolay olmadı.
Başkan ve yönetimin bu sürece dair gerekli çalışmaları yaptığını ve yapmaya devam edeceğini düşünüyorum. Bu günleri ancak birlik olarak aşabiliriz. Sürekli birbirimizi eleştirerek, olaylara sadece negatif pencereden bakarak bir sonuca varamayız.
Şimdi ayrışma zamanı değil.
Şimdi kenetlenme zamanı.
Destek olursak, sabırlı olursak, inancımızı kaybetmezsek; güzel günleri de yine hep birlikte yaşarız. Çünkü bu takım, bu şehir ve bu arma; en çok da zor zamanlarda sahip çıkılmayı hak ediyor.










