OMÜ Vakfı Koleji’nde yaşanan gıda skandalı hâlâ sıcaklığını korurken, okul yönetiminin yaptığı açıklama ise olayın ciddiyetiyle tamamen çelişen bir “algı yönetimi” çabası olarak karşımıza çıkıyor. Çocuklar hastaneye kaldırılmış, polis kayıtlarına “zehirlenme” şüphesi olarak geçmiş bir vakadan bahsediyoruz; fakat okuldaki yöneticiler hâlâ olayın üzerini örtmeye çalışmakla meşgul.
Yemek numunelerinin temiz çıktığına dair bir haber servis edilmiş. Açıklamada “725 kişilik öğle yemeğinde sadece 5 öğrencinin hafif şikayetle başvurduğu” söyleniyor. Arkadaş siz şaka mı yapıyorsunuz? Çocuklar zehirlenmiş, veliler panik içinde hastanelere koşmuş, polis kayıtları ortada… Siz hâlâ “hafif şikayet” diyerek olayı sulandırmaya çalışıyorsunuz. Konu çocukların sağlığı! Bunu bir kere anlayın!
Numuneler temiz çıktı. Devletin açıklamasına giveniyoruz. Şüphemiz yok. O zaman çocuklar niye hastanelik oldu? Bu sorunun cevabını verebiliyor musunuz?
Hayır.
Çünkü bütün açıklamanız baştan sona algı çalışması.
Üstüne bir de utanmadan diyorsunuz ki:
“Okulun itibarını sarsmaya yönelik kasıtlı girişimler olabilir.”
Sonra eklemişsiniz,
“Marka değerimizi sabote etmeye yönelik komplolar var.”
Bakın gerçekten söyleyecek söz bulamıyorum.
Çocuklar zehirlenmiş, veliler perişan, doktorlar rapor tutmuş…
Siz çıkmış “komplo” diyorsunuz.
Komplo olan şey ne biliyor musunuz?
Bu sorumsuzlukla okul yönetmeye çalışmanız.
Ortada bir şüphe var, bir olay var, bir gerçeklik var. Siz hâlâ yokmuş gibi davranıyorsunuz. Bu kadar açık bir tablo varken hâlâ marka değerinden bahsetmek ancak bir yönetim zafiyetinin göstergesidir.
Haberi yapan gazetecilere çamur atarak, algı haberi yaparak kendinizi aklayacağınızı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Anadolu Ajansı, devletin ajansı bile “gıda zehirlenmesi şüphesi” diyerek haberi servis etmiş. Yani sorun ortada, gerçek ortada.
Siz ne yapıyorsunuz?
Gerçekliği inkâr ederek kendinizi kurtarmaya çalışıyorsunuz. Haberi yapanlara suç bulacağınıza dönüp kendinize, yemek üretim sürecinize, denetim mekanizmalarınıza bakın. Yoksa daha çok haber olursunuz.
Buradan açık çağrıdır:
OMÜ Rektörü Prof. Dr. Sayın Fatma Aydın ve
İl Milli Eğitim Müdürü Sayın Murat Ağar,
Bu olayı en ince ayrıntısına kadar araştırın.
Dosya açın, kamera kayıtlarına bakın, velileri dinleyin.
O zaman kaç öğrencinin gerçekten hastanelere gittiğini net şekilde göreceksiniz. 5 olmadığını da…
Belki de zaten biliyorsunuzdur, orasını bilemem.
Ama bir şey çok net:
Bu konu burada kapanmayacak.
Çocukların sağlığının hiçe sayıldığı, velilerin endişelerinin küçümsendiği, gazetecilerin hedef gösterildiği bir ortamda kimse “temiz numune” göndererek sorumluluktan kaçamaz. Bu mesele sonuna kadar takip edilecektir.










