Siyaset kurumu için basın sadece haber yapan bir mecra değildir; aynı zamanda kendini anlatmanın, topluma ulaşmanın ve kamuoyunda yer bulmanın en temel aracıdır. Hele ki yeni kurulmuş bir partiyseniz, bu ihtiyaç çok daha belirgindir.
Bu sabah A Parti Atakum İlçe Başkanlığı’nın sivil toplum kuruluşlarıyla daha güçlü ve iş birliğizemini oluşturmak amacıyla düzenlediği ve gazetecileri de davet ettiği sabah kahvaltısı programında yaşanan bir detay, aslında küçük gibi görünen ama büyük anlamlar taşıyan bir tabloyu ortaya koydu.
Gazeteciler için ayrılan yer, salonun girişinde, adeta kapı ağzında konumlandırılmıştı.
Bu doğru değildir.
Bu, organizasyon hatası diye geçiştirilecek bir mesele de değildir. Bu, doğrudan bir bakış açısını yansıtır. Çünkü bir davette misafire ayrılan yer, ona verilen değerin göstergesidir. Siz gazeteciyi davet edeceksiniz, hiçbir beklenti içinde olmadan programınıza gelecek; ama onu salonun en görünür, en saygın yerine değil de girişte, gelip geçenin arasında bir noktaya oturtacaksınız. Bunun adı en hafif tabirle özensizliktir.
Ben buna saygısızlık diyorum.
Gazeteciler oraya bir lütuf için gitmez. Haber yapmak, kamuoyunu bilgilendirmek için gider. Kaldı ki A Parti gibi yeni bir siyasi oluşumun, kendini anlatmak için basın kuruluşlarına ne kadar ihtiyaç duyduğu ortadadır. Henüz yolun başındaki bir partinin en çok ihtiyacı olan şey görünürlüktür. O görünürlüğü sağlayacak olan da basındır.
Bu kadar açık bir gerçeğe rağmen, gazetecilere reva görülen yerin kapı ağzı olması kabul edilemez.
Oturup oturmamak elbette her gazetecinin kendi takdiridir. Kim neyi içine sindirir, neye ses çıkarır o ayrı bir konudur. Ben geçmişte de benzer durumlarda tepki gösterdim. Bugün de gösterdim. Yarın yine olsa yine gösteririm.
Çünkü mesele kişisel değildir; meslek onurudur.
Ortaya konan tepki, A Parti Atakum İlçe Başkanı Esra San’a iletildiğinde herhangi bir karşılık bulmadı. En azından o an için bir düzeltme, bir özür ya da bir hassasiyet ifadesi ortaya konmadı. Bu da ister istemez “Basına bakış açısı bu mu?” sorusunu akıllara getiriyor.
Siyaset yapanlar şunu bilmelidir: Basınla kurulan ilişki, sandık günü değil her gün önemlidir. Gazeteciyi sadece haber yazacak kişi olarak görmek büyük bir yanılgıdır. Gazeteci, bulunduğu şehirde kamu vicdanının da temsilcisidir.
Hem davet edeceksiniz hem kapı ağzına oturtacaksınız.
Olmaz.
Önce misafir ağırlamayı öğrenmek gerekir. Hele ki siyaset yapıyorsanız, her detayın mesaj verdiğini bilmek zorundasınız. Salon düzeni bile bir mesajdır.
Gazeteciler bu muameleyi hak etmiyor.
Saygı, program broşürlerinde yazılan güzel cümlelerle değil; uygulamada gösterilen tavırla ölçülür.
NOT: Konuyu paylaşmak istediğim A Parti İl Başkanı Ahmet Karkucak ise hem telefonlarımıza bakmadı, hem de attığımız mesaja geri dönüş yapmadı.










