Anne babalarının en büyük çıkmazı şu: Bir yanda teknolojik olarak büyüyen çocuklar, diğer yanda henüz gelişmekte olan zihinleri… Daha kalemi doğru düzgün tutamayan, makası nasıl kavrayacağını yeni öğrenen bir çocuk tabletin şu anda hızla bir hızla dönme hareketi gerçekten bir "üstün yetenek" göstergesi mi? Aksi halde alkışladığımız bir gelişimsel risk mi?
Okul öncesi dönem, yani 0-6 yaş aralığı, beyin gelişimi en hızlı olduğu yıl. Bu dönemde çocuk; Düşünerek, düşerek, kalkarak, tırmanarak, dağıtarak ve yeniden yaparak öğrenir. Çamura basmak, legoları üst üste dizerken devirmek, oyun hamurunu sıkmak, bir yetişkinlerin gözlerinin içine bakarak konuşmak… İşte beynin gerçek gıdaları bunlardır.
Bilimsel çalışmalar, erken dönemde yoğun aralıklarla maruz kalmanın dil gelişiminde gecikmeye, dikkat süresinde kısalmaya sebep olduğunu gösteriyor. Amerikan Pediatri Akademisi (AAP), 2 yaş altı çocukların hiçbir şekilde ekrana maruz kalmamasını, 2-5 yaş arasında ekran aralığının sınırlandırılmasını ve ebeveynlerin gözetiminde tutulmasını öneriyor. Türk Pediatri Kurumu ve Sağlık Bakanlığı da benzer şekilde erken çocukluk döneminde ekran büyümesinin kısıtlanmasını tavsiye ediyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 2019'da yayımladığı rehberde aynı noktaların kaydedildiğini çiziyor.
Ekran verileri "hazır" bir dünya sunar. Renkler parlaktır, hızlar yüksektir, geçişler hızlıdır. Oysa gerçek hayat yavaştır. Bir kule yapmak zaman ister. Bir resim çizmek sabır ister. Bir arkadaşla anlaşmak emek ister. Ekran ise çocuğa hazırı verir. Çocuklar sadece izler.
Peki neden çocukların ekrandan kopmak istemez? Çünkü zaman kavramları henüz tam gelişmemiştir ve izledikleri karakterlerle gerçek bir duygusal bağ kurarlar. "Kapat artık!" cümlesi oyun içinde canlı bir yerde dosya çekme gibidir.
Benim önerim şu: Savaş değil, aktarım yönetilsin.
Ekran karakterine veda ettirin. Tableti kapatmak yerine, "Hadi Pepee'yi de dinlendirelim, o da uyusun, yine görüşürüz" diyerek sosyal bir vedalaşma meydana geliyor. Çocuk için bu bir yas değil, planlı bir ayrılık olur.
Günlük ya da haftalık 15 ”ekran bileti” hazırlayın. Çocuk ne zaman kullanacağına kendisi karar versin. Bilet dışında sınır somutlaşır. Soyut bir yasak yerine bir çerçeve oluşuyor.
Geçiş açık kurulumu. Bir hayvan videosunu izliyorsa, kapatıldıktan sonra "Hadi şimdi o aslanın resmini çiziyorum" deyin. Ekrandaki ilgi göstergesini gerçek hayata taşıyın. Bir çizgi filmde makarna yapıldıysa, birlikte makarna yapın. Ekranda mevcut deneyimi yaşama fırsatı verin.
Bir diğer önemli konu da şu: Çocuk "Sıkıldım!" dediğinde hemen ekran uzatmak… İşte en kritik hata burada başlıyor. Sıkışma yaratıcılığın başlangıcıdır. Sıkılan çocuk çözüm üretir. Minderlerden kaleler yapar, oyuncaklar konuşur, tencere kapaklarıyla konser verir. Eğer ekran boşlukları doldurursa, beyin o üretken cömertliği köreltmiş olur. Araştırmalar, aşırı ekran maruziyetinin insanların yaratıcı düşünme yeteneklerini olumsuz yönde etkilediğini göstermektedir (Hutton ve ark., 2019).
Evde aygıtların görünümü çok dağınıktır. Televizyonun sürekli açık olduğu bir evde dikkat gelişimi sekteye uğrar. Telefonlar ortada durmazsa eğitim talebi artıyor. Evde bir "dijital park alanı" oluşturmak bu konuda işe yarar. Eve girince telefonlara bir sepete bırakın. Çocuk şunu görsün: "Ailem de ekranda sınırlanıyor." Model olmak, nasihatten çok daha etkilidir.
En önemlisi, bir ekranın "susturucu" olarak kullanılmaması. Restoranda ağladı diye, yemek yemedi diye, canı sıkıldı diye eline telefonla verilen çocuk, aralıklarla kontrol etmeyi öğrenemez. Sarılmak, konuşmak, birlikte çözüm aramak ekranın asla sunamayacağı şeylerdir.
Şunu unutmamak gerekir: Teknoloji düşmanımız değil. Ama erken çocukluk döneminde çiçekleriz ve kontrolsüz ekran, dijital bir emziğe dönüşebilir. Emzik nasıl bir yerden sonra bırakılmalıysa, ekran da kontrol içinde olmalıdır.
Çocukluk bir daha yaşanmıyor. Toprağa basmadan, düşüp dizini kanatmadan, saklambaç oynamadan büyüyen bir nesil belki de teknolojiyi çok iyi kullanacak ama kendi duygularını, sabrını ve sosyal ilişkilerini yönetmekte zorlanacak.
Biz yetişkinlere düşen görev çok net: Ekranı yasaklamak değil, kısıtlamak. Yasak çatışma doğurur; sınır ise güven verir.
Ve belki de en önemli soru şu: Çocuğumuzun eline geçen şey gerçekten bir teknoloji aracı mı, yoksa bizim yorgunluğumuzun kısa vadeli çözümü mü?
KAYNAKÇA
Amerikan Pediatri Akademisi. (2016). Medya ve Genç Zihinler. Erişim adresi: https://www.aap.org
Dünya Sağlık Örgütü. (2019). 5 yaşın altındaki çocuklar için fiziksel aktivite, hareketsiz davranış ve uyku ile ilgili kılavuzlar. Erişim adresi: https://www.who.int
Hutton, JS, Dudley, J., Horowitz-Kraus, T., DeWitt, T., & Holland, SK (2019). Okul öncesi çağdaki çocuklarda ekran tabanlı medya kullanımı ile beyin beyaz cevher bütünlüğü arasındaki ilişkiler. JAMA Pediatri, 174(1), 71-78.
Sağlık Bakanlığı. (ty). Türkiye Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Programı ve çocuk sağlığı rehberleri. Erişim adresi: https://www.saglik.gov.tr
Türk Pediatri Kurumu. (ty). Erken çocukluk döneminde ekran kullanım önerileri. Erişim adresi: https://www.turkpediatri.org.tr
NOT: Amasya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü Okul Öncesi
Öğretmenliği Anabilim Dalı "Topluma Hizmet Uygulamaları" dersi kapsamında Dr.
Öğr. Üyesi Gülçin Bilgener rehberliğinde hazırlanmıştır.










