AK Parti 1. Olağanüstü Büyük Kongresinde konuşan seçilmiş Cumhurbaşkanı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kardeşlerim, AK Partiyi kurduğumuzda, iki büyük mücadeleyi vermeye azmetmiştik. Birincisi, asırlardır yürüyüşüne devam eden davamızı değiştirmeye, örselemeye, yıpratmaya yönelik girişimlere karşı verdiğimiz mücadeleydi. Biz buna adalet mücadelesi dedik.İkincisi de; asırlardır devam eden davamızı yaşatmak ve büyütmek mücadelesiydi. İşte buna da Kalkınma mücadelesi adını verdik. 29 Ekim 1923te kurulan Cumhuriyetimizi çok daha ileri seviyelere taşıyacak, daha da güçlendirecek; ama aynı zamanda, 23 Nisan 1920 ruhunu da Türkiyeye yeniden kazandıracaktık. Hem Türkiyeyi büyütecek; hem de kardeşliği, birliği, hoşgörüyü, değerlere saygıyı büyütecektik. Allaha hamdolsun; bu 2 büyük mücadeleyi de başarıyla bugünlere getirdik. 3 Kasım 2002de, milletimiz bize iktidar görevini tevdi etti; 12 yıl boyunca çok çalıştık, çok gayret ettik, mücadele ettik ve hem adalet mücadelesinde, hem kalkınma mücadelesinde, Türkiyeyi belli bir noktaya taşıdık ifadelerini kullandı.
Kasım 2002de, iktidar görevini devraldığımızda, üzerinde karabulutlar dolaşan, umutları yıpranmış, yorulmuş, karamsar bir Türkiye vardı diyen Erdoğan, Ekonomi çok ağır bir krizin içindeydi. Türkiye, bütün umutlarını Uluslararası Para Fonundan gelecek borçlara bağlamıştı. Çarklar durmuştu. Fabrikaların kapıları kapanmıştı. Esnaf kepengini indirmiş, protesto için sokaklara çıkmıştı. İşsizlik büyüyor, enflasyon bir canavar olarak milletin ekmeğini azaltıyordu şeklinde konuştu.
Faiz yükünün altında Türkiye ekonomisinin inim inim inlediğini söyleyen Erdoğan, Yatırımcı, girişimci önünü göremiyor; yatırım yapmaktansa sermayesini faize yatırmayı tercih ediyordu. Esnaf siftahsız dükkanını kapatırken, çiftçinin tarladaki ürünü para etmiyordu. AK Partinin iktidara gelmesiyle birlikte, Türkiyedeki kötümser, karamsar hava dağıldı. Uzun süren koalisyon hükümetlerinin ardından, ne yapacağını bilen, kararlı, güçlü bir AK Parti Hükümeti, hem içeride, hem dışarıda bütün olumlu beklentileri hayata geçirdi.Yüksek enflasyonla, faizle mücadeleye başladık dedi.
Yatırım ortamını iyileştirdiklerini belirten Erdoğan, zorunlu tasarruf borcunu 13,5 katrilyon lira olarak ödeme kararı aldıklarını ve 3,5 katrilyon lirayı bulan Konut Edindirme Yardımlarını hak sahiplerine ödeme kararı aldıklarını ve bunları ödediklerini ifade etti.
Çiftçilerin, aldığı kredilerden dolayı haciz kıskacında olduklarına dikkati çeken Erdoğan, Ziraat Bankasının çiftçiye yüzde 59 faiz oranıyla kredi verdiğini hatırlattı.
Bu faiz oranlarını hızla düşürmeye başladıklarını ve şu anda yüzde sıfır-yüzde 8 aralığına çektiklerine işaret eden Erdoğan, Esnaf aynı şekilde; yüzde 47 faiz oranıyla borçlanırken, bunu da bugün yüzde 4-5 aralığına kadar çektik dedi.
Türk Lirasından 6 sıfırı attıklarını belirten Erdoğan, Eğer altı sıfır atılırsa anırırız diyen köşeyazarları vardı. Hala anırmalarını bekliyoruz ifadelerini kullandı.
Yüzde 63 olan faiz oranını tek haneli rakamlara, hatta tarihinin en düşük seviyelerine çektiklerini anlatan Erdoğan, Uluslararası Para Fonuna Türkiyenin 23,5 milyar dolar borcu olduğunu, geçen yıl, 14 Mayısta, 29 yıl aradan sonra Türkiyenin IMFe borcunu tamamen sıfırladıkladıklarını ifade etti.
Erdoğan, Merkez Bankasının kasasında, biz geldiğimizde 27,5 milyar dolar vardı; şu anda, kendi rekorumuzu kırmak üzereyiz, Merkez Bankamızın kasasında 136 milyar dolar rezerv var. İhracatı 36 milyar dolardan aldık, 153 milyar dolara yükselttik. Milli Geliri 230 milyar dolardan aldık, 820 milyar dolara yükselttik. Kamu net borç stokunun milli gelire oranı yüzde 73tü; onu yüzde 35 seviyesine kadar düşürdük Kişi Başı Milli Geliri 3 bin 500 dolardı, 11 bin dolara çıkardık. Tarihin en büyük küresel ekonomik krizlerinden birini, yaptığımız reformlarla, aldığımız tedbirlerle, hiç sarsılmadan atlattık. Bugün, geçmişle kıyaslanamayacak derecede büyük, geleceğe umutla bakan, tüm dünyada ilgiyle, takdirle izlenen bir ekonomiye; çok güçlü bir ekonomik yapıya sahibiz. Ekonomiyi büyütürken, insanımızın günlük yaşamına etki edecek çok büyük yatırımları gerçekleştirdik. Türkiyenin geçmişte şahit olmadığı, tecrübe etmediği, hatta hayalini dahi kuramadığı yatırım ve hizmetleri milletimizle buluşturduk. Gelişmiş ülkelerde, Avrupada, Amerikada, Japonyada ne varsa, aynısı Türkiyede de olsun diye mücadele verdik dedi.
Yola çıktığımızda ülkemizi dört ayak üzerinden yükselteceğimizin sözünü vermiştik diyen Erdoğan, Eğitim, sağlık, adalet, emniyet olarak ifade etmiştik. Aradan geçen 12 yılın sonunda, hamdolsun, milletimize verdiğimiz sözü tuttuğumuza, hatta pek çok alanda, vaadettiğimizin de ötesine geçtiğimizi görüyoruz. Eğitimde, 12 yılda 205 bin adet derslik inşa ettik. Okullarımıza 1 milyon adet bilgisayar gönderdik, 30 bin Bilişim Teknolojileri Sınıfı kurduk. 444 yani 4+4+4 sistemiyle, 28 Şubat döneminin eğitimdeki son izlerini de sildik. Yine 28 Şubat döneminin dayatması olan ve Meslek Liselerinin uzun zaman kan kaybetmesine yol açan farklı katsayı uygulamasına son verdik. Okulların tamamında Kuran-ı Kerim ve Siyer-i Nebi derslerinin seçmeli olarak verilebilmesini sağladık. Bunların yanında, dil ve anlatım, fen bilimleri, matematik, sanat, spor, hukuk ve adalet derslerini de müfredata ekledik. Uygulamaya koyduğumuz Fatih Projesiyle eğitimin altyapısını tamamen değiştiriyoruz diye konuştu.
Fatih Projesi kapsamında bugüne kadar yaklaşık 850 bin adet tablet bilgisayarı öğrencilere dağıttıklarını anlatan Erdoğan, Sınıflarda etkileşimli tahtaların kurulumu devam ediyor. Eğitimde bir başka önemli reformu üniversitelerde yaptık. 12 yılda 99 yeni üniversite kurarak, toplam üniversite sayımızı 175e yükselttik. Bugün 81 ilimizin tamamında üniversite var.Sağlıkta, insan merkezli bir anlayışla sistemi baştan sona yeniden oluşturduk. 12 yılda toplam 10,5 milyar lira harcayarak 2 bin 216 adet sağlık tesisi inşa ettik. Hastanelerimizi personel ve tıbbı cihaz bakımından güçlendirdik.Şimdi de ülkemizin dört bir köşesine dev sağlık kampüsleri inşa ediyoruz. Sağlık kampüslerimizin tamamlanmasıyla, toplamda 52 bin yatak kapasiteli 64 adet hastaneyi ülkemize kazandırmış olacağız. 2002 yılı Kasım ayında 500 bin toplu konut yapma sözüyle iktidara gelmiştik. Bugüne kadar, taahhüdümüzün de ötesine geçerek, tam 633 bin konut inşa ettik. Bu konutların 518 binini hak sahiplerine teslim ettik. Demokrasimizin standartlarını yükseltmek için adalet sistemimizde bir dizi reform yaptık şeklinde konuştu.
Adalet Saraylarıyla yargının fiziki altyapısını, personel sayısını artırarak insan gücünü, kanunları yenileyerek uygulamaları reforma tabi tuttuklarına dikkati çeken Erdoğan, Hiç şüphesiz en iyi önemli hizmetleri getirdiğimiz alanlardan biri de ulaştırma. İktidara gelirken ülkemize 15 bin kilometre bölünmüş yol kazandırma sözü vermiştik. 6 bin 100 kilometreden devraldığımız bölünmüş yol uzunluğunu, 17 bin kilometre daha ekleyerek, 23 bin 100 kilometreye ulaştırdık. Bu alanda da taahhüdümüzün ötesine geçtiğimizi memnuniyetle ifade etmek isterim. 12 yılda 117 kilometre uzunluğunda tam 122 adet tünel yaptık. Bugün toplam 167 kilometre uzunluğundaki 205 adet tünelle milletimiz yolculuğun konforunu yaşıyor. Ülkemizi ilk defa yüksek hızlı trenlerle tanıştırdık. Hükümetlerimizin gururu, yüz akı Marmarayla Asya ile Avrupayı denizin altından raylı sistemle birleştirdik.
Şimdi de Asya ile Avrupayı yine denizin altından bu defa otomobil, lastikli sistemle birleştirmek için Avrasya Tünelini yapıyoruz. Yavuz Sultan Selim Köprüsünün, İstanbula yaptığımız dünyanın sayılı havalimanlarında biri olan 3ncü havalimanının, yine dünya çapında bir proje olan Kocaeli Körfez Geçişinin inşatları süratle devam ediyor dedi.
Havalimanı sayısını 26dan 52ye çıkardıklarını anlatan Erdoğan, Bundan 12 yıl önce, yüzde 80 oranında dışa bağımlı, uluslararası silah şirketlerinin ve onların yerli aracılarının tekelinde olan bir savunma sanayimiz vardı. Bugün savunma sanayimiz, Türkiyenin beyin ve üretim gücünü seferber eden milli bir yapıya dönüştü. Milyarlarca doları yabancı şirketlere aktarmak yerine milli kaynaklara yönlendirdik ve savunma sanayinde dışa bağımlılığımızı yüzde 45e kadar düşürdük. Altay Tankı, Atak Helikopteri, Anka İnsansız Hava Aracı, Milgem Gemisi, ilk milli uçağımız Hürkuş, Kirpi adını verdiğimiz zırhlı araçlar, Barış Kartalı uçaklarımız, seyir füzeleri, tanksavar füzeleri, güdümlü roketler
Tüm bunlar Türkiyenin kendi eserleri. Bağımsızlık, kölelik dönemi bitiyor. Askerimizin eline, ilk defa milli bir piyade tüfeği üretiyoruz. İşte Türkiyeyi bu seviyelere biz ulaştırdık. Bunlarla yetinmiyoruz. Her alanda çok daha ileri, çok daha önemli projeler üzerinde çalışıyor, ihtiyaçlar ve imkanlar çerçevesinde bunları hayata geçiriyoruz. Hedefimiz Türkiyeyi, savunma sanayi ihtiyaçlarının tamamını kendisi karşılayabilen, bununla kalmayıp bu alanda dünyada söz sahibi bir ülke haline getirmektir ifadelerini kullandı.
Türkiyenin kalkınma mücadelesini verirken, eş zamanlı olarak adalet mücadelesini de sarsılmadan sürdürdük diyen Erdoğan, Siyasetin üzerindeki vesayetleri, tüm direnişlerine rağmen tek tek ortadan kaldırdık. Darbe dönemlerinde alanı daraltılan siyasetin önünü açtık, alanını genişlettik. Anlamsız tüm baskılara, yasaklara, kısıtlamalara son verdik. Devlet ile milleti barıştırmanın, kucaklaştırmanın, devlet ile milletin istikametini örtüştürmenin gayreti içinde olduk. Kültürler üzerindeki baskılara son verdik. Değerler üzerindeki zulmü kaldırdık.Diller, inançlar, yaşam tarzları üzerindeki kısıtlamaları nihayete erdirdik. Olağanüstü Hali biz kaldırdık.Başörtüsü zulmüne biz son verdik.Sadece üniversitelerde değil; kamuda başörtülü çalışmanın, Türkiye Büyük Millet Meclisinde başörtülü olarak milleti temsil edebilmenin önünü biz açtık. Terörün sona ermesi, kanın durması, gözyaşının dinmesi için, en cesur adımları attık ve Türkiyede 77 milyonun kardeşliğini tesis etmek için kararlı bir mücadele verdik.Avrupa Birliğine üyelik yolunda en kararlı, en somut adımları atan, bunları da sürdüren kadro biz olduk.Hayali dahi kurulamayan demokratik reformları biz gerçekleştirdik; özgürlükleri genişlettik, insan hak ve hürriyetlerini daha yüksek standartlara kavuşturduk. Burada bir noktayı tekrar ve özellikle vurgulamak istiyorum şeklinde konuştu.
AK Parti,nin, 23 Nisan 1920de tezahür eden Türkiye tablosunu yaşatmaya çalışan bir parti olduğunu anlatan Erdoğan, AK Parti, 29 Ekim 1923te kurulan Türkiye Cumhuriyetini büyütmeye, yüceltmeye, onun davasını muhafaza etmeye ve yaşatmaya çalışan davadır. İşte onun için, AK Parti, bir Türkiye partisidir, aynı zamanda bir dünya partisidir. AK Parti, sadece kendisine oy verenlere, sadece kendisini sevenlere hizmet götüren değil; 77 milyona, 780 bin kilometrekareye; hatta sınırları aşarak, yurt dışındaki Türklere, Türkmenlere, tüm dost ve kardeşlerimize, tüm mazlumlara ulaşan bir partidir. Başbakan olarak son günümde, AK Partinin Genel Başkanı olarak son dakikalarımda, buradan, bizi sevsin ya da sevmesin 77 milyonun her bir ferdine bir kez daha musafaha için elimi uzatıyorum. Bunu sadece şahsım için yapmıyorum. Partim adına, Hükümetim adına, lideri olduğum hareket adına elimi tekrar uzatıyorum. Diyorum ki: Biz, sizi çok iyi anlıyoruz. Yaşadığınız tarihsel süreci biliyoruz. Sizin yaşam tarzlarınızı, değerlerinizi anlıyoruz. Sizin taleplerinizi, arzularınızı biliyoruz. Sizin de bizi anlamanızı istiyoruz. Bizim nasıl badirelerden geçerek bugünlere geldiğimizi anlamanızı istiyoruz. Hangi yasakları, hangi kısıtlamaları, tehditleri aşarak bugünlere geldiğimizi anlamanızı istiyoruz. Nasıl tahkir edildiğimizi, dışlandığımızı, nasıl zulümlere maruz kaldığımızı görmenizi, bilmenizi, anlamanızı istiyoruz. Biz sizlere her zaman gönlümüzü açtık; sizin de bizlere gönlünüzü açmanızı bekliyoruz.Biz, bizim yaşadıklarımızı hiç kimse yaşamasın istedik; sizin de bu hassasiyetimize hak vermenizi istiyoruz. Bugün, Yeni bir Türkiye kurulurken, Türkiye, 23 Nisan 1920deki özüyle ve ruhuyla yeniden kucaklaşırken, eski küslükleri, dargınlıkları, gerilimleri, kamplaşma ve kutuplaşmaları bir kenara bırakalım diyoruz diye konuştu.
Bugün yeni bir sayfa açalım istiyoruz diyen Erdoğan, Bugünü, demokrasimizin, 91 yıllık Cumhuriyet tarihimizin bir bayram günü olarak görüp, 77 milyon kucaklaşmak, barışmak, Türkiye Cumhuriyetinin bayrağı altında bir olarak, beraber olarak, birlikte Türkiye olarak gönül birliği yapalım istiyoruz. Her türlü gerilim, kamplaşma ve kutuplaşma, Türkiyeye zarardan başka hiçbir şey vermedi ve vermez. Üsluplarımız farklı olabilir. Yöntemlerimiz farklı olabilir.Siyaset tarzımız farklı olabilir. Ama hepimiz bu vatanın evlatlarıyız. Hepimiz bu toprakların insanıyız. Devletimiz bir, vatanımız bir, bayrağımız bir, milletimiz bir. Sandık, bu milletin takdirini kullandığı yerdir. Mücadele eden, emek veren, millete proje ve planlarını anlatan herkes için sandıktan çıkmak mümkündür. Bu ülkede seçimler, 1950den beri, hür iradeyle, şeffaf şekilde yapılıyor.Hiç kimse kendisini umutsuz, çaresiz, çözümsüz hissetmesin. AK Parti Hükümetleri 77 milyonun Hükümetleridir; seçimler ve sandık da millet için her zaman takdirini kullanacağı bir vasıtadır dedi.
Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: Bu noktada, muhalefetin, kendisini yenileme ihtiyacı çok ama çok açıktır. Kutuplaşma ile muhalefet yapılamayacağı görülmüştür. Toplumu kamplara ayırarak muhalefet yapılamayacağı görülmüştür. Sokaktan medet umarak, Türkiye düşmanı hainlerle işbirliği yaparak muhalefet yapılamayacağı görülmüştür. Muhalefet partileri, gerilimi tırmandırmak suretiyle bugün oy toplayabiliyor olabilirler; ama bu tarz, Türkiyeye zarar veren, sürdürülmesi de mümkün olmayan bir tarzdır. Cumhuriyet Halk Partisi, kendisini sorgulamalı, tarihiyle yüzleşmeli, parametrelerini artık mutlaka değiştirmelidir. Statükoyu savunan, eski imtiyazlarını isteyen, millet ile arasında her daim mesafe olan bir Cumhuriyet Halk Partisi, ülkeye de, millete de fayda sağlamaz. Kendi ilkeleriyle ters düşen, nerede Türkiye düşmanı odak varsa onlarla işbirliğine girişen, yıllardır kıyasıya eleştirdiği paralel yapıya kol kanat geren bir Cumhuriyet Halk Partisi, sağlıklı bir muhalefet yapamaz. Terör meselesine bigane kalan, Çözüm Sürecinin karşısına, ırkçı bir anlayışla adeta duvar gibi dikilen bir Cumhuriyet Halk Partisi milletle barışamaz. İşte şu anda, milletin seçtiği Cumhurbaşkanının yemin törenine katılmayacağız diye açıklama yapıyorlar. Bu muhalefet tarzı eskimiştir. Bu muhalefet tarzının son kullanma tarihi geçmiştir. Böyle bir muhalefetin, kendi tabanına da, ülkeye de vereceği hiçbir katkı yoktur ve olamaz.
BU MUHALEFET TARZININ TÜRKİYEYE HİÇBİR FAYDASININ OLMADIĞI AÇIKTIR
Erdoğan, Milliyetçi Hareket Partisi; planı, projesi, alternatif çözüm önerileri olan bir siyasi parti olmak yerine; terör meselesinin beslediği bir parti olmayı tercih etmiştir. 2007de, Meclise yeniden girdiği günden bugüne kadar, MHP yönetimi, Türkiyenin hiçbir meselesine eğilmemiş, şehit cenazelerini istismar etmiş, terörün varlığını adeta kendi varlığına endekslemiştir.
Ancak terörün devamıyla varolabilen bir parti, hiç kuşkusuz, çözüm süreciyle de varlık zeminini kaybedecektir. MHP yönetiminin, Çözüm Sürecine, terörün sona erdirilmesine karşı çıkmasının sebebi de budur.Bu muhalefet tarzının da Türkiyeye hiçbir faydasının olmadığı açıktır. Öte yandan, HDP de, tıpkı MHP gibi, teröre sırtını dayayarak varlık gösteren bir parti olmuştur. HDP, bağımsız, hür, demokratik siyaset yerine, silahların vesayetinde siyaseti tercih etmiş, bundan kurtulamamıştır. Terörist cenazelerini istismar ederek, elinde taş olan çocukların arkasına saklanarak, Diyarbakırda feryat eden annelere kulak tıkayarak, hatta onları tahkir ederek, sadece kan siyaseti yapılır. Başka bir şey değil. HDP de, Yeni Türkiyede parametrelerini değiştirip, istismardan vazgeçip, kan üzerinden yürüttüğü siyaset tarzını terk edip, bir Türkiye partisi olma yolunda ilerlemelidir diye konuştu.
Erdoğan, 10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı seçimi, bu muhalefet partilerine açık bir ders verdiler diye düşünüyorum.10 Ağustosta, sadece AK Partililer değil, CHP, MHP, HDP ve diğer partilere gönül veren kardeşlerim de bize oy vermiş, aynı zamanda kendi parti yönetimlerine de bir ders vermiştir. Muhalefetin, tabandan gelen bu ibretlik dersi iyi okumaları en büyük arzumuzdur ifadelerini kullandı.
Erdoğan, Bugün, yeni bir gündür. Bugün, Türkiyenin özüne döndüğü gündür. Bugün, Türkiyenin istikbalinin, her zamankinden daha açık, daha aydınlık olduğu gündür.Bugün Yeni Türkiyenin doğum günüdür. Yeni Türkiye, yeni bir siyasete, yeni bir sosyolojiye, yeni bir ekonomiye tekabül etmektedir. Yeni Türkiye, siyasetin vesayetten kurtularak özerkleştiği bir Türkiyedir.Her sorunun çözüm aracı siyasettir. Her meselenin çözüm zemini Türkiye Büyük Millet Meclisidir. Artık bunların dışında bir yol, bir yöntem, Türkiye için söz konusu olamaz. Eski Türkiye, siyaseti imkânsızlaştıran bir zihniyete sahipti. Eski Türkiye, toplumun potansiyel bir tehlike, tehdit, düşman olduğu algısına dayanıyordu.Çok şükür, Türkiye bu zihniyeti geride bıraktı. Bugün siyaset, mecrasını bulmuş vaziyettedir. Yeni Türkiye, siyasetin asıl fonksiyonunun toplumsal taleplerin siyasî sisteme taşınması olduğunun şuurundadır. Toplumsal talepleri meşru görmeyen siyasetin doğurduğu kronik problemler çözüm yoluna girmiştir.Türkiye bugün çözüm sürecine girmişse, toplumsal farklılıklar siyaseten meşru biçimde ifade edilebiliyorsa, çoğulcu bir tahayyül temelinde toplumsal barışa doğru ilerliyorsak, bunun temelinde Yeni Türkiyenin yeni siyaseti vardır.Yeni Türkiye çok güçlü bir temele dayanmaktadır; bu temel Türkiyenin yeni sosyolojisidir. Yaşadığımız büyük değişimin esas mimarı bu yeni sosyolojidir. Dayatmacılığın sonunu getiren, çoğulculuğun, hak ve özgürlüklerin önünü açan yeni sosyolojik dinamikleri herkesin iyi okuması gerekiyor. Türkiyede topluma rağmenciliğin sonu gelmiştir. Toplumsal meşruiyet siyasetin ana dayanağıdır. Bundan sonra Türkiye, ancak çoğulculukta uzlaşabilir; belli toplumsal talepleri gayrı meşru ilan ederek, meşruluk zemini dışına iterek bir uzlaşma gerçekleştirilemez dedi
Yeni Türkiyenin, çoğulcu bir Türkiye olduğunu anlatan Erdoğan, Siyaset bu çoğulcu toplumsal yapının temsiliyle mükelleftir. Yeni Türkiyede makbul ve makbul olmayan vatandaş ayrımı yoktur; bütün vatandaşlar eşittir.Dolayısıyla Yeni Türkiyenin üzerinde uzlaşacağı temel değerler daha çok demokrasi, daha çok özgürlüktür; Yeni Türkiye, eksik bir demokraside uzlaşamaz. Bu ülkede reşit ve mümeyyiz bir millet yaşamaktadır; sahip olduğu medeniyet değerleriyle, tarihî tecrübesiyle, demokratik olgunluğuyla örnek bir millet yaşamaktadır. Bu milletin vesayete, velayete ihtiyacı asla yoktur diye konuştu.
TERÖR MESELESİ, ESKİ TÜRKİYENİN MESELESİDİR
Erdoğan, Bugün Yeni Türkiye kurulurken, Yeni Türkiyeye karşı bir direncin, Eski Türkiyeye bir özlemin de olduğunu görüyoruz. Eski Türkiyenin aktörleri, Eski Türkiyenin çatışmalarını sürdürmek istiyorlar. Demokrasi açığı kapatıldıkça, toplumsal barış umudu çoğaldıkça bunu tersine çevirmek isteyenler de harekete geçiyorlar. Terör meselesi, Eski Türkiyenin meselesidir. Şunu herkes bilmelidir ki, Yeni Türkiyede siyaset dışı araçlarla iş görme imkânı kalmamıştır. Çözümü, barışı reddeden, şiddet araçlarına pirim veren bir siyasetin Yeni Türkiyede karşılık bulması mümkün değildir. Çünkü barışın çok güçlü bir toplumsal desteği vardır ve barış süreci topluma emanettir dedi.
ESKİ TÜRKİYENİN BİR BAŞKA AKTÖRÜ DE PARALEL DEVLET YAPILANMASIDIR
Erdoğan, Eski Türkiyenin bir başka aktörü de paralel devlet yapılanmasıdır. Paralel devlet yapılanması, siyasî temsil yetkisine ve siyasî meşruiyete sahip olmadan, kamu gücünü kullanarak meşru-demokratik siyaseti tahrip etmek istemektedir. Devlet kurumlarında elde ettiği etkinlik üzerinden siyaseti şekillendirmek arzusundadır. Bu anlamda Paralel Yapı, tipik bir bürokratik vesayet girişimidir. CHP ve MHPnin Paralel Yapıyla işbirliği yapmaları, hem Eski Türkiye özlemlerinin, hem de Bürokratik vesayette aynı istikamete bakıyor olmalarının bir sonucudur. Siyaset, bu vesayet girişimine taviz veremez, verdiği anda kendi varlığını inkâr eder. 17-25 Aralık operasyonları, yolsuzluk kılıfı altında, bürokratik vesayetin darbe girişiminden başka bir şey değildir. AK Parti, bürokratik vesayetin bu darbe girişimi karşısında cesaretle durmuş, bu darbe girişimini etkisiz hale getirmiştir.Devlet içindeki paralel yapı siyaseten mahkum olmuştur. Türkiyenin yaşadığı son iki seçim, bir anlamda paralel yapının ve destekçilerinin siyaseten tasfiyesi olmuştur. Siyasetin önündeki mesele, bu yapıyı hukuken de tasfiye etmektir. Güvenlik kurumlarının ve yargının demokratik meşruiyet temelinde yeniden yapılandırılması son derece önemlidir şeklinde konuştu.
Yargıtay Başkanlar Kurulunun hem siyasete, hem de halkın doğrudan seçtiği Cumhurbaşkanına karşı, son derece nezaketsiz tavırları, Eski Türkiyenin bir alışkanlığıdır diyen Erdoğan, Hukuk sistemi, bir avuç Haşhaşinin şantajına mahkum bırakılamaz.Kime çalıştığı, kimin çıkarları adına ülkesine ihanet ettiği artık belli olan Pensilvanya, hukuk sistemine emir veremez, talimat veremez. Türkiye Cumhuriyetinin hukuk sistemi, Hasan Sabbah benzeri tehlikeli meczupların oyuncağı asla olamaz.Bu ülkenin hakim ve savcıları, vicdanıyla hareket eden, ülkesine, milletine ve bayrağına bağlı vatanseverlerdir.Vatansever hakim ve savcılar, inanıyorum ki aralarındaki Haşhaşileri temizleyecek, hukuk sistemi üzerindeki gölgeleri kaldıracaklardır. Cumhurbaşkanlığı makamı, yeni Hükümetimiz ve siyaset kurumu; vatanına ihanet eden bu paralel yapıyla, aynı zamanda bürokratik vesayetle kararlı ve cesur şekilde mücadeleyi sürdürecektir. Yeni Türkiyede, devlet içinde paralel devlet yapılanmasına, çetelere, mafyatik örgütlenmelere asla pirim verilmeyecektir. Buradan, AK Partinin Olağanüstü Kongresinden, Paralel Yapının tabanındaki mensuplarına bir kez daha samimiyetle, gönül diliyle sesleniyorum. Lütfen, kendilerini sorgulasınlar. Lütfen, mensubu oldukları yapıya ilişkin sorular sorsunlar şeklinde konuştu.
Erdoğan, Pensilvanyadaki zata ilişkin gerçek soruları kendilerine cesaretle sorsunlar. Ey Pensilvanyadaki zat neden Türkiyeye gelmiyorsun? Pensilvanya vatan toprağı mıdır? Niçin Pensilvanya? Hizmet diyerek, Eğitim diyerek yola çıkan bir yapının, Milli İstihbarat Teşkilatına neden kastettiğini, Türkiye Cumhuriyetinin en başarılı Hükümetine neden darbe girişiminde bulunduğunu, CHP ile, MHP, HDP ile neden işbirliği yaptığını sorgulasınlar. Bu yapının uluslararası bağlantılarını sorgulasınlar.Bu yapının, başörtüsüne, demokratik mücadeleye, Filistin davasına olan yaklaşımını samimiyetle sorgulasınlar.Eğer bu sorgulamayı yaparlarsa, inanıyorum ki yanlışı görecekler, yıllardır birlikte yürüdükleri AK Partinin kendi partileri olduğunu tekrar farkedeceklerdir. Allah, zihinlerini açsın, gönüllerini açsın, paralel yapının tabanındaki kardeşlerimizle kardeşliğimizi yeniden tesis etsin diye dua ediyorum dedi.
Erdoğan, konuşmasında şunları kaydetti: Buradan şunu da açık açık söylüyorum:Bugün bu Kongrede seçilecek, ardından da Hükümeti kurmakla görevlendirilecek yeni Başbakanın, Paralel Devlet Yapısı ile mücadelede son derece kararlı, azimli ve cesur olacağına yürekten inanıyorum. Esasen, yeni Genel Başkanın ve Başbakanın seçilmesinde, birçok kriterin yanında, Paralel Yapıya karşı duruşu da etkili olmuştur. Çünkü millet bizden bunu bekliyor.
30 Martta da, 10 Ağustosta da, milletimiz bize bu yönde görev verdi, yetki verdi diyen Erdoğan, Türkiyeye, aziz milletimize, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı haince duruş sergileyenler, bunun hesabını mutlaka, ama mutlaka verecekler ve veriyorlar.Hiç kimse, Yeni Hükümetten bu konuda farklı bir duruş beklemesin.İhanet, cezasını alacaktır.Cumhurbaşkanlığı makamında, bu ihanetin hesabını sormak benim boynumun borcudur. Kimse bu konuda Cumhurbaşkanlığı makamında benim sessiz kalmamı beklemesin. Hükümetin de, hiçbir taviz vermeden bu hesabı soracağına inanıyorum.Yüksek Yargı kurumlarında oynanan ayak oyunlarının hiçbir anlamı yoktur ve olmayacaktır. İhanet sözkonusu olduğunda, Haşhaşi yapılanmaya göz yummayacağımızı herkesin açık ve net bir şekilde bilmesini istiyorum.Hakim ve savcılarımızın da, milletimizle aynı istikamete bakarak, bu süreçte Türkiyenin yanında durduklarını biliyor, bu meselenin çözüleceğine yürekten inanıyorum ifadelerini kullandı.
Erdoğan, konuşmasında şunları kaydetti: AK Partinin Genel Başkanlığı ve Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanlığı vazifelerimde, artık son saatlere girmiş durumdayım.Bugün, bu kongrede, yeni Genel Başkanı sizler seçeceksiniz.O Genel Başkan, inşallah yarın akşam şahsım tarafından yeni Hükümeti kurmakla görevlendirilecek.Kendisi Bakanlar Kurulu çalışmalarını yapacak, birlikte değerlendireceğiz, onayımızın ardından, Mecliste güvenoyu alındığı takdirde, 62nci Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, 5inci AK Parti Hükümeti göreve başlamış olacak.Perşembe günü, AK Parti Genel Merkezinde, Genel Başkan ve Başbakan adayımızı uzun istişarelerin sonunda sizlere açıkladık. Dışişleri Bakanımız, Konya Milletvekilimiz, Ahmet Davutoğlu kardeşimizi, imzalarımızla siz değerli delegelerimizin takdirlerine sunuyoruz.Üstleneceği vazifelerini hakkıyla yerine getireceğinden en küçük bir şüphe duymuyorum.Bu ismi, çok uzun istişarelerin ardından hep birlikte belirledik.Grubumuzda, MKYKda, MYKda, Genişletilmiş İl Başkanları Toplantımızda, sahada milletimizle birlikte istişarelerimizi yaptık.İstişarelerimizde, Davutoğlu kardeşimle birlikte çok sayıda isim öne çıkmıştı. Ağırlık, Davutoğlu kardeşimizden yanaydı diye konuştu.
Erdoğan, Paralel yapıyla mücadele kararlılığı, Türkiye ve dünya meselelerine vukufiyet, tecrübe ve liyakat, Davutoğlu ismini bugün Kongremize taşıdı.Bir kere şunu burada altını çizerek ifade ediyorum
Şahsım, bu partinin kurucusu olarak, gönüllüsü olarak, bu partiye büyük emekler vermiş bir nefer olarak, her daim sizlerle olacağım, sizlerle birlikte yol yürümeye devam edeceğim.Anayasal ve yasal yetkiler dairesinde, tarafsızlığımızı zedelemeden, iktidarımızın millete hizmet üretmesi için destek ve katkılarımı sunmayı sürdüreceğim.Aynı şekilde, Hükümetin başarılı olması, Türkiyeye hizmet üretmesi için de her aşamada katkı vereceğim.Teşkilatımın her bir mensubunun, bugünden itibaren, emekleriyle, hizmetleriyle, katkılarıyla, en çok da dualarıyla, yeni Genel Başkan ve Başbakanın yanında çok güçlü şekilde duracağını biliyorum.AK Parti Meclis Grubunun, MKYKnın, MYKnın, Bakanlar Kurulunun, Kadın ve Gençlik Kollarımızın, Davutoğlu Kardeşimle, aynen benimle olduğu gibi yol yürüyeceğini biliyorum. Şahsım da bu yeni süreçte, Davutoğlu kardeşime her aşamada katkı sunacağım. O bir emanetçi değildir dedi.
AK PARTİ, BİR TEK ADAM PARTİSİ OLMADI VE OLMAYACAK
AK Parti, bir Tek adam partisi olmadı ve olmayacak diyen Erdoğan, Kurulduğu günden itibaren AK Parti, istişareyle, ortak akılla kararlar alan bir parti oldu. En tepede kimin olduğundan ziyade, birlikte yol yürünen arkadaşlar ve teşkilat asıl önemli olandır. Başarı da, başarısızlık da, tek tek isimlere değil, kadroya yazılacaktır. İstisnasız, her birinizin, bu partinin genel başkanına ve Başbakana yardımcı olacağınızı biliyor, buna inanıyorum. Partimizde sadece ve sadece Genel Başkanın ismi değişiyor. Heyecanımız aynı. Hedeflerimiz aynı.Birliğimiz, kardeşliğimiz, yol arkadaşlığımız aynı. Birlikte nasıl bugünlere geldiysek, hiç sarsılmadan, hiç ivme kaybetmeden, geleceğe de aynı şekilde yürümeye devam edeceğiz şeklinde konuştu.
Yeni Genel Başkanımızdan AK Parti teşkilatının da, Türkiyenin de beklentileri olduğunu anlatan Erdoğan, Yeni Genel Başkan, teşkilatı derhal kucaklayarak, motive ederek, yarından itibaren, 2015 seçimlerinin hazırlıklarını başlatacak.2015 seçimleri bizim için son derece önemli. Yeni bir Anayasa yapacak çoğunluk, 2015 seçimlerinde hedefimiz olacak. Ekonomide istikrar ve güven devam edecek. Aktif, barışçı dış politikamız bu süreçte aynen devam edecek.Tekrar ediyorum: Paralel Yapıyla mücadele hız kesmeden, kararlı şekilde devam edecek. Teşkilatımızın desteğiyle, Yeni Genel Başkan ve Başbakanın, bu beklentileri karşılayacağına kesin gözüyle bakıyorum dedi.
ARTIK VEDANIN VE AYRILIĞIN VAKTİDİR
Erdoğan, Artık vedanın ve ayrılığın vaktidir.Merhum Neşet Ertaş Ustanın, o muhteşem sesi ve yorumuyla dillendirdiği gibi Hasret etti bizi kavim gardaşa, bir ayrılık, bir yoksulluk, bir de ölüm. Allaha hamdolsun, bu veda ve bu ayrılık, sadece yeni bir başlangıç içindir. Belki eskisi kadar olmayacak ama, yine görüşecek, yine muhabbet edecek, yine birlikte yol yürümeyi sürdüreceğiz.Bu vedanın ve bu ayrılığın benim için ne kadar zor olduğunu eminim ki her biriniz hissediyorsunuz. AK Parti, adeta benim bir çocuğumdu.Bir kez de burada, bu son Kongremde, beşinci çocuğum olan AK Parti nedeniyle zaman zaman ihmal etmek zorunda kaldığım çocuklarımdan helallik diliyorum.Onların annelerinden, eşimden, helallik diliyorum. Onlar beni her zaman anladılar ve bana karşı her zaman müsamahakar oldular. Her aşamada benim destekçim oldular, beni yüreklendirdiler, bu mücadelenin de bizzat içinde oldular.Kendilerine sonsuz teşekkür ediyorum. Tasavvurundan kuruluşuna kadar her aşamada bu partinin içinde oldum. Kadroların kurulmasından logonun belirlenmesine, tüzükten programa, seçim kampanyalarından balkon konuşmalarına, şarkılarından ezgilerine kadar her aşamada partimle, teşkilatımla oldum.Her zorluğa sizlerle birlikte göğüs gerdik. Üzülünce birlikte üzüldük; sevinince birlikte sevindik.Milletin teveccühüne de, ümmetin duasına da birlikte mazhar olduk.Partimizi öyle bir yere taşıdık ki, Türkiyenin kaderiyle, AK Partinin kaderini adeta özdeş hale getirdik. Hatta, AK Partiyi, Filistin başta olmak üzere, yeryüzündeki tüm mazlumların umudu konumuna yükselttik. Ne yaptıysak, birlikte yaptık. Allah, hepinizden razı olsun. Bu mücadele sürecinde, hayatını kaybetmiş yol arkadaşlarımızın her birine Rabbimden rahmet niyaz ediyorum. Çeşitli nedenlerle aramızdan ayrılmak zorunda kalmış, sadakatleri ve gönülleri bizimle olan kardeşlerimize teşekkür ediyorum diye konuştu.
TEK TEK HER BİRİNİZDEN HELALLİK DİLİYORUM
Erdoğan, konuşmasında şunları kaydetti: Tek tek her birinizden helallik diliyorum.Hakkınızı helal ediyor musunuz? Ben de her birinize hakkımı helal ediyorum. Hazreti Mevlana ne güzel söylemiş: Her gün bir yerden göçmek ne iyi her gün bir yere konmak ne güzel bulanmadan, donmadan akmak ne hoş.dünle beraber gitti cancağızım,ne kadar söz varsa düne ait,şimdi, yeni şeyler söylemek lazım. Evet. Her bitiş, yeni bir başlangıçtır.Güneşin batışı, doğacağına delalettir. Karanlığın sonu hep aydınlık; gecenin sonu şafaktır. İnanıyorum ki, her ayrılık da aslında bir vuslattır. Bugün milletimizle birlikteyiz, yarın da Allah ömür verirse, yine milletimizle birlikte, milletimizin içinde olacağız. Rabbim bizi doğru yoldan, dosdoğru istikametten ayırmasın.Rabbim, birliğimizi, dirliğimizi, yol arkadaşlığımızı, kardeşliğimizi bozmasın.Rabbim muhabbetimizi eksiltmesin.Allaha sonsuz hamdü senalar olsun ki, bizlere, bu ülkeye ve bu millete hizmetkar olma şerefini bahşetti. Rabbim bu şerefi daim kılsın. Allah yar ve yardımcımız olsun.Yolumuz, bahtımız her daim açık olsun. AK Partinin 1inci Olağanüstü Kongresine başarılar diliyorum. Yeni Genel Başkan ve Başbakan adayımıza şimdiden başarılar diliyorum. Her birinizi, teşkilatımızın her bir mensubunu Rabbime emanet ediyorum.Adalet ve Kalkınma Partisini, yani aşkımı, sevdamı, tutkumu, kavgamı da önce Allaha, sonra sizlere emanet ediyorum.Yeniden görüşmek, yeniden kavuşmak umuduyla, kalın sağlıcakla diyorum.