SAMSUN HABER - Basın mensupları ile Arkeoloji Vadisi’nde düzenledikleri kahvaltıda bir araya gelen Tekkeköy Belediye Başkanı Hasan Togar, burada yapmayı planladıkları projeler hakkında açıklamalarda bulundu.
180 BİN KİŞİ ZİYARET ETTİ
Eski dönemdeki hayatı günümüze aktarmayı çok önemsediklerini kaydeden Togar, “İnsanlar, Türkiye’de bir eşinin daha olmadığını Arkeoloji Vadisi’ni ziyaret ettiğinde eski dönemleri anlatan maketleri görebiliyor. Buraya, en eski dönemden günümüze kadar yaşayan, buradaki insanların hayatının anlatıldığı, ‘Açık Alanlı Arkeoloji Müzesi’ yapmak istiyoruz. Bunu yapabilmek için fiziki alanımız mümkün. Bu tür alanlar, şehirde canlılığı arttırıyor ve insanların dikkatini çekiyor. 2015 yılında resmi olarak Kuş Cenneti’ni 20 bin kişi ziyaret etmiş. Bizim mağaraların bulunduğu ‘Arkeoloji Vadisi’ni ise yerli-yabancı 180 bin insan ziyaret etmiş. Buraya gerçekten insanlar ilgi gösteriyor. Biz de buraya hem maddi hem de manevi anlamda emek harcıyoruz” dedi.
UNESCO İÇİN YENİDEN
Arkeoloji Vadisi’ni Dünya Kültür Mirası Listesi’ne sokmak için tekrar başvuru yapacaklarını belirten Togar, “Burası, Nuh Tufanı’ndan sonra insanoğlunun yaşamaya başladığı, 3 yerleşim yerinden biri olarak belirtiliyor. Katlı mağaralardan dolayı da katlı yaşama geçilen ilk yer olarak nitelendiriliyor. Burasının o kadar eski bir tarihi var ki gemi halatlarının bağlandığı yerlere burada rastlayabiliriz. Ama burada o alanları gezebilecek bir düzenek yok. Şimdi bunları görebilmek için ahşap yürüyüş yerleri yapmayı planlıyoruz. Burası için UNESCO’ya bir başvuru gerçekleştirmiştik. İkinci bir başvuru daha yaparak burayı Dünya Kültür Mirası Listesi’ne sokmaya çalışacağız” diye konuştu.
EŞİ BENZERİ YOK
Bölgenin tarihi gelişim süreci hakkında bilgi veren Tekkeköy Belediyesi Kültür Müdürü Şeref Aydın, “Bu müze uluslararası bir ödül aldı. Türkiye’nin en üretici 15 müzesi arasında 1. sırayı aldı. Burada eski tarihi Rum evleri bulunuyor. Bu evlerden birini aslına uygun olarak restore ederek, ‘İmitasyon Müze’ye çevirdik. 1941 yılında Tahsin Özgüç tarafından yapılan kazıda çıkartılan malzemelerin nerede olduğu bilinmediği için biz de fotoğraflar ve bilgilerinden yararlanarak, 15 arkeologla birlikte burada bulunan materyallerin imitasyonlarını yaptık. En azından burayı bir eğitim müzesi haline dönüştürdük. Burada çıkartılan malzemelerin bazılarının aslını yakın bir zamanda Ankara’da bir üniversitede bulduk. Bu malzemeleri de 22-29 Ekim tarihleri arasında yapacağımız uluslararası kongrede sergileyeceğiz. Bu bölge M.Ö. 60000 bin yılı ile eşleştiriliyor. Bu çok ciddi bir rakam. Dünyanın bütün arkeoloji müzelerini gezdik. Türkiye’deki en eski 3. insan yerleşkesi burası. Ayrıca da burası Karadeniz’in en eski insan yerleşkesi olarak belirtiliyor. Arkeologlar ve bilim adamlarının tabiriyle burasının diğer yerlerden farklı bir özelliği var. Burada 17 katman yer alıyor. Paleolitik, Mezolitik, Neolitik, Kalkolitik, İlk Tunç, Finike, Hitit, Helenistik, Arkaik, Danışment, Ceneviz ve Osmanlı’ya da uzanan toplam 17 katman bulunuyor. Buranın Türkiye’de eşi ve benzeri yok. Daha da yeterince kazı yapılmadığı halde bu kadar bulgu bulundu. Bunlar, yüzey hafriyat kazısı yapıldığında bulunmuş. Bunların öncesinde de Hollandalı arkeologun yaptığı araştırmada burada İlk Tunç dönemine ait mezarlar buluyor. Yerel yönetimler, sadece yol, su ve temizlik hizmeti vermekten öte var olan kültürel değerlerini hem korumak hem de turizm potansiyeli olarak değerlendirmek için vardır. Biz de belediye olarak buraya çok değer veriyoruz” şeklinde konuştu.
ENDER MATERYALLER
Kendi dönemine ait eşi bulunmayan ender materyallerin İmitasyon Müze’de sergilendiğini sözlerine ekleyen Aydın, “Uç kalelerin bulunduğu bölge askeri amaçlı kullanılıyormuş. Hititlerin merkezi Çorum Hattuşa’dır. Burası uç bölgesi olarak kullanmışlar. İlk Tunç döneminde Türkiye’de ilk defa bulunan kadınlar için tarak ve saç tokaları yer alıyor. Onlar da kendi dönemlerine ait eşi bulunmayan ender materyallerdir. Bu tarak ve saç tokalarının üzerindeki işçiliğin, kendi dönemindeki en yüksek işçilik olduğu söyleniyor. Bu tarak ve saç toklarının Anadolu’da bulunan diğer tarak ve tokalardan çok üst düzey bir estetiği söyleniyor.”