Nihat Genç: Amerika ve AB Projelerinin Kölesi Olduk GÜNCEL
Paylaş

Nihat Genç: Amerika ve AB Projelerinin Kölesi Olduk

Atakum Belediyesi ve Avangart Sanat Merkezi nin ortaklaşa hazırladıkları, Sanatın Kalbi Atakum da Atıyor etkinliği çerçevesinde, Atakum Eğitim ve Eğlence Merkezi nde sevenleri ile buluşan Gazeteci-Yazar Nihat Genç, 60 yıllık sağ iktidarlar bu ülke için proje üretmediler. Bunun sonucu ABD nin, AB nin ürettiği projelerin köpeği, kölesi olduk dedi.

Türkiye’nin “Yeşil Hilal” denilen şanslı bir coğrafyada bulunduğunu, ancak bundan yeterince yararlandırılmadığını belirten Gazeteci-Yazar Nihat Genç, “Bugün köylere patates-soğan dağıtan araçlar gidiyor, insanlar şarküteriden doğranmış soğan alıyor, Urfa’da, Hollanda hıyarı satılıyor. Bu tuhaf bir şeydir. Üzerimize acayip bir tembellik çöktü. Başka bir millet olduk. Yeşilırmak ve Kızılırmak bir de Dicle ile Fırat’ın arası, bunlar tarihin yeşil hilal denen en bereketli ovalarıdır. Tarih bu arada inşa edildi. Hukuk, kültür, yeme-içme folklor hepsinin kaynağı burasıdır. Allah burayı şanslı coğrafyalar olarak yaratmış. Buna karşın bizden küçük ülkelerden daha az tarım ihracatımız vardır. İnsanlar bundan utanmıyorsa sonumuz gelmiştir. Küçükken yaylaya çıkardık.

Dağın yamaçlarında karınca sürüsü gibi sığırlar olurdu, şimdi oralarda iki tane sığır yok. Hayvanları dağlarında özgür gezmeyen insanların kendileri de özgür olamazlar. Bu toprağa ithal inek yakışır mı? Adam üç çocuk yap diyor, bizim üç tane ineğimiz kalmadı. Köylerde tavuğumuz, keçimiz kalmamış. Bu nedir yahu? 1950 den beri sağ iktidarlar Türk halkına tembellik öğretti. Şehre gelin, sanayileşin diyerek söyledikleri yalanlarla köylüleri yerinden ettiler. Bir sanayinin olabilmesi için tarıma dayalı endüstri olmak zorundadır. O insanlar sosyal politika olarak kendilerini doyuramazsa o sanayileşme de olmaz. Bankalar sanayinin en tepesinde duruyorlar. Banka ne üretiyor? Hiçbir şey... Senin benim paramı yiyorlar. Bunların %70i de yabancıların elindedir. Son on yılda Türkiye’nin onda bir toprağı ipoteğe yani yabancılara gitti. Karadeniz de fındık üretiyoruz. 1,5 milyar geliri var. Bunu ham satıyoruz. Bizden alan, çikolataya koyuyor, şekerlemeye tatlıya koyuyor, küçücük ambalajlarda büyük fiyatlarla satıyor ve bundan 5 milyar kazanıyor. Biz niye kazanamıyoruz? Biz bunun yan ürünlerini niye üretmiyoruz? Fındığı işleyecek tek bir fabrika yaptık mı? Yapmadık. Uyuttular bizi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan,  İsmet İnönü’ye kafayı taktı, en ağır lafları etti. Kurtuluş Savaşı kahramanına derli toplu ol. öyle davran. İsmet Paşa ne yaptı? 1920li yıllarda Batum’a geziye gitti, oradan çayı getirdi. Çaydan Rize’ye giren para 2-2,5 milyar dolardır. Tayyip Erdoğan, bu çayı buraya getirmiş o adama bira saygın olsun, sen Rize’ye ne getirdin. Adamlar çayı çuvalına bir dolar vererek alıyor, poşet halinde tanesi bir dolara biz dahil herkese satıyor. Biz niye yapamıyoruz? Bunun kalitesiyle, markası, pazarlaması ile ilgilenen bir tane sağcı hükümet var mıdır? Yoktur.  Fındığı sepet sepet satıyorsun. Elalem kutuya koyuyor, ambalaj yapıyor. bu artı değerdir, katma değerdir. Biz buğdayımızı niye marka yapamadık da kamyon kamyon satıyoruz. Bizim projemiz yok. Sağ iktidarlar proje üretmiyor. Bunları değerli hale getirmiyor. Tütünde Dünya birincisiydik. Rejiler vardı. İnsanlar çalışıyordu, gelir elde ediyordu. Gelir demek rahatlık, güvenlik demektir.  Şimdi o da yok oldu. Selçuklular bu topraklara geldi. Geliş sebebleri yaylalarıdır. Bugün yaylada otlar adam boyu oluyor. Yaylada ot kalır mı? Hayvan yoksa kalır bugün köyler boşaldı. Gençler köylerine yazın gidiyor, turistik fotoğraf çekiyorlar. Bugün adam gibi hükümet olsaydı, çayın değeri de fındığın değeri de 5 milyar dolar olurdu. İsmet Paşa’ya küfrediyorsun, Allah seni çarpar. Sen on yılda halkı  ota, tavuga, ineğe muhtaç ettin Bu kadar yoksulluk, terbiyesizlik, ortada kalmışlık, halk tarafından cezalandırılacaktır.” dedi.

Recep Tayyip Erdoğan’ın Osmanlı İmparatorluğu kuma hayali peşinde koştuğunu bu nedenle ülkenin değerleri olan marulla, buğdayla, tavukla uğraşmadığını da sözlerine ekleyen Genç, “Bugün cemaatlerin 40 milyar doları var. Bunlar ne üretti de bu kadar paraya sahip oldular? Hacivat ve Karagöz bizi anlatıyor. 1840’lı yıllara kadar çok sevilen bir oyundu. Hacivat aydın, Karagöz halktan bir adamdır. Herkes karagöz’cüydü. Tanzimatla yeni oyunlar geldi, Tiyatro, müzikaller falan. Önce saraya sonra moda yerlere girdi. Hacivat ve Karagöz ortadan kalktı. Halk, Hacivat’a karşı proje üreten Karagöz’den yani kendinden uzaklaştı, onunla arasına korku girdi. Sonra Kemal Sunal’ın filmleri çıktı. Bir iki filmi hariç, bütününe yakınında basit, karşısındaki rakibini hileyle, şansla yenen bir karakteri canlandırıp durdu. Bu Karagöz’ü bırakıp sonraki 150 yıllık süreçte nasıl batılılaştığımızı, bizi şansa, kadere inanan, ondan medet bekleyen bir ülke haline getirdiğinin göstergesidir. Bugün daha da kötü durumdayız. Halk şansa inanır, ondan medet bekler olmuş. Bir gün birini tanırım, o beni işe koyar, torpil bulurum sıkıntımı gideririm durumuna geldik. Türkiye’nin tek projesi Cumhuriyet’tir, Cumhuriyet atılımdır, gelişmektir. Bir lokma bir hırkaya inanın ama gelin şunu bin lokma bin hırka yapalım, üretelim demektir. Üniversiteler insan yetiştiriyor. Nerede bunlar?  Ne kadar satıyorsan o kadar özgürsün. Mustafa Kemal Atatürk de bunun bilincinde olarak, “: Ne kadar buğdayın varsa, o kadar söz sahibisin“ demiştir. İnsanın, Ülkenin projesi olacak. Aksi takdirde başkalarının projesine köpek olursun, köle olursun. Amerika’nın, AB’nin projesi var. Şu an Müslüman öldürüyoruz, karnımızın doyması, kredi kartlarımızın çalışması için buna mecburuz. Bu iş Başbakan Erdoğan ile başlamadı. 60 yıllık sağ iktidarların toprağı tanımaması, endüstriye sokmaması sonucu oluşmuştur.” diye konuştu.

Her şeye rağmen, bizim Cumhuriyet diye bir projemiz olduğunu, yurttaşlığında bunun temeli olduğunu söyleyen yazar Genç, “Şimdi etnik savaş çıkarılmak isteniyor. Fransızlar, Ruslar, Araplar.birbirine benziyor ama Ülkemize bir bakın Türklerin birbirine benzemediğini göreceksiniz. Bu sosyal göçün etkisidir.  Biz kaynaşmış yüksek bir kültürüz. Bu kültürün çocukları olarak iftihar etmek hakkımızdır. Etnik proje bir canavarlıktır. Bunun sonu da yoktur. Dünyada etnik siyasete gripte iç savaş çıkmayan bunun sonucunda da bölünmeyen Ülke yoktur. Etnik kavram koyamazsınız. Bizi buranın içine atmak istiyorlar. Bütün bunlara neden olan, bu toprakların son 30 yılın akademisi, medyasıdır. Bunların bu toprakların bereketinden haberi olmamasıdır. Biga, Aydınlı, Sandıklı, Manisa, Eskişehir, Niksar, Pasinler, Kars, Çıldır, Silvan, Bafra, Çarşamba Allah bu ovaları eşsiz olarak yaratmıştır. Ama biz buralarda babalarımız dedelerimiz gibi değil, buraların katilleri, köpekleri, delileri gibi oturuyoruz. Eskiden köylü tursunu, pekmezini, sucuğunu yapıyordu. Onlara mum gaz bez lazımdı. Mustafa Kemal Atatürk de bunu yaptı, Sümerbank’ı kurdu. Allah bize su vermiş. Benzinle suyu yan yana koyun hangisi lazım, tabiî ki su lazımdır. Ama biz suyu kullanamıyoruz. Projemiz yok. Karadeniz’e 4 bin HES yaptılar. Hepsinin ürettiği 1 mb,elektriktir. Olsa ne olmasa ne ama yapıyorlar. Sizi borsa rakamları ile kandırıyorlar. Çobanın bu yıl kaç koyun doğurdu, gelecek yıl ne kadar doğacaktır, “geometrik katlanma” sonucu iki yıl sonra sürü ne kadar artacak, bunun hesabını yapar. Bizim esas hesabımız da   bu olmalıdır. Bu Allahın bereketidir. İlerisi demokraside ot yok tavuk yok, proje yok. Bu topraklarda yaşamak istiyorsak hayata karşı projemiz olmalıdır. Bu ülkenin toprağının, ağacının, suyunun, dağının dilinden anlamalıyız. Alışveriş merkezlerinde her şey var ama hiçbiri sizin değildir. Bizim ürettiklerimizde bize ait bir koku vardır. Onda atalarımızın, annemin, fatihin kokusu vardır. Şimdi biz o kokuyu unuttuk. Bu Çanakkale’ye giden askerlerin üstünde vardı ve yenilmediler. Fetullah’a kızmayın, bugün geldiğimiz nokta Menderesten bu yana gelen süreçte, ürettiği ürünün ambalajlamasını, kutulanmasını, pazarlamasını, reklamını bilmeyen nursuz, bereketsiz iktidarların sonucudur. Bu toprak berekettir, biz bereketimizi unuttuk. Üretemedik, şehirlere göçtük, kapıcı, odacı olduk. Bununla da övündük. Bu Anadolu halkını imha projesidir. Köle değil iddiası olan insanlar olduğumuzu hatırlarsak, o kokuyu tekrar hissedebilirsek, o zaman insan oluruz. “şeklinde konuştu.

Öte yandan Yazar Nihat Genç, söyleşi sonunda sevenlerinin ricasını kırmayarak yanlarında getirdikleri kitapları imzaladı ve onlarla birlikte hatıra fotoğrafı çektirdi.

Yorum Yap

* Güvenlik gereği ip adresiniz saklanmaktadır. 3. şahıslara kesinlikle paylaşılmamaktadır.