Yapılan ortak yazılı basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi,
"Ülkemizin eşit yurttaşlık temelinde bir arada yaşama, barış ve kardeşliğe ihtiyacı var. Çok uzun yıllardır kan ve gözyaşı üzerinden çok acılar çekildi. Artık yeter diyoruz. Son zamanlarda siyasetin ve siyasetçilerin birbirini suçlayan, yurttaşlar arasında nefret tohumları eken ve toplumu kutuplaştırıp, ayrıştıran dili hâkim hale geldi. Ülkemiz AKP iktidarı eliyle Iraktan, Suriyeye Mısırdan Libyaya kadar Ortadoğuda emperyalist politikalara teşne olmuş bir vaziyette bölgesel savaşların tarafı ve taşeronu durumuna düşürülmüştür. Bunun son örneğini de Musulda son iki gündür yaşamaktayız. Bu durum ülkemizi çatışmalara ve provokasyona açık hale getirmektedir. Çatışmalar bir arada yaşama kültürümüze ve irademize zarar vermekten başka hiçbir şeye yaramayacağı gibi sonucu kan ve gözyaşından başka bir şey değildir. Dünyada ve ülkemizde barış kültürünün büyütülmesi ve inşa edilmesi gerekir.
TBMM çatısı altında olan ya da olmayan bütün siyasi partilerimizin, ülkemizin her yerinde siyaset yapma hakları vardır. Yurttaşlar olarak oy verdiğimiz siyasi partilerin dışındaki partilerinde demokrasi ve özgürlükler temelinde siyaset yapma ve fikirlerini savunma vede yayma haklarını kabul etmemiz demokrasilerin olmazsa olmazıdır. Kişi hak ve özgürlüğü gibi düşünce ve kanaat açıklama özgürlüğü de evrensel insan haklarındandır. Hiç bir kimse bu hakkı kısıtlayamayacağı gibi bir siyasal iradenin de tekelinde değildir. Siyasi partilerin, siyasi propaganda ve çalışma yapmaları demokrasilerin olmazsa olmaz şartlarındandır. Demokrasi azınlığın haklarını çoğunluğa ezdirmemenin bir yöntemi olduğu gibi, aynı zamanda farklı siyasi ve ideolojik düşüncelere de saygı içinde yaklaşmanın bir gereğidir.
Parlamentoda bulunan siyasi partilerin ve parlamento dışı irili ufaklı her siyasi partinin demokrasi içerisinde siyaset yapma, düşüncelerini çeşitli propaganda araçlarıyla açıklama özgürlükleri vardır. Samsunda bulunan her siyasi partinin il örgütü ülkemizde yasalaştırılmak istenen taşeron çalışma yasa taslağının eksik yönlerine karşı protestoda bulunabilir, imza kampanyası başlatabilir, imza standı açabilir. Bu tür çalışmaların ise demokratik bir olgunlukla karşılanması gerekir.
Bu ülkenin halklarının 1000 yıllık oluşturduğu, birlikte yaşama kültürü demokrasi içinde geliştirilmeli ve özgürlükler eşit yurttaşlık temelinde tarif edilmelidir. Bizler bu ülkede dilimizle, inancımızla, etnik kökenimizle, cinsiyetimizle, siyasi duruşu ve felsefi inançlarımızla birlik ve beraberlik içinde, farklılıklarımızı zenginliğimiz sayarak kardeşçe yaşamayı, bu güne kadar savunduk ve bundan sonrada savunmaya devam edeceğiz. Bu tür saldırılar AKPsinden, HDPsine, CHPsinden, MHPsine, BBPden, SPne hangi siyasi partiye yapılırsa yapılsın kınıyor ve yerelde Samsun halkını genelde ülke halkını sağduyuya davet ediyoruz. Somada iş cinayetinde katledilen 301 yurttaşımızın acısını bayrak krizleriyle unutturamazsınız. Önümüzdeki Ağustos ayında yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçiminin malzemesi yapamazsınız. İktidarınızın geleceği için halkı kutuplaştırmaktan vazgeçiniz. Yurttaşımızın can güvenliğini iktidarınızın kirli oyunlarına alet edemezsiniz. A,B,C planlarınızı yurttaşlarımızın can güvenliği, kan ve gözyaşı üzerinden yapamazsınız. İktidar kendisinden olmayanları bir tüpün içine sıkıştırmış ve o tüpü her an patlamaya hazır hale getirmiştir. Bu ülkede artık her şey demokrasi ve özgürlükler içerisinde hukuk devleti çerçevesinde yapılmak durumundadır.
Diyarbakırın Lice İlçesinde karakol yapımına karşı gösteriler sırasında iki kişinin öldürülmesinin ardından yeniden çatışma ortamının yaratılmaya çalışıldığı, bunun için de çeşitli kışkırtmaların gündeme geldiğini üzüntü ve kaygıyla izliyoruz. Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde insanların kan ve gözyaşları karşılığında siyasal yandaş kazanmaya dönük her türlü kışkırtmayı kınıyor ve toplumsal barışın sağlanmasını istiyoruz.
Licede 2 kişinin öldürülmesinin ardından Diyarbakır 2. Hava Kuvvetleri Komutanlığında yaşanan bayrak indirme operasyonu halkın tepkisiyle karşılanırken, bu olayın kimin işine yaradığı sorgulaması gündeme oturmuştur. Gezi mücadelesinde elinde bayrakla TOMA`lardan sıkılan tazyikli suyun altında direnen eylemci fotoğrafı ve evine ekmek götürmek için çabalayan bir bayrak satıcısının polisler tarafından yaka paça gözaltına alınış görüntüleri hala akıllardadır. Bu görüntüler karşısında bırakın tepki göstermeyi, "destan yazan polisleriyle" övünen iktidarın, bugün milliyetçi oylara ihtiyaç duyduğu bir zamanda bayrağın indirilmesi dikkat çekicidir.
Tüm dünyada ülkelerin simgesi olan bayraklar, o ülkenin ortak değerini yansıtmaktadır. Ne yazık ki çeşitli kesimler, siyasal anlamda kendi çıkarlarına uygun ortam yaratmak uğruna bu ortak değer olan bayrağı istismar etmektedirler. Bayrak ülke insanının ortak değerlerinden olduğu kadar o ülke insanlarının özgürce bir arada yaşama isteğinin ve iradesinin de sembolü olmalıdır. Günü geldiğinde Hrant Dink`in katilinin elinde sallandırılan, günü geldiğinde Reza Zarrab`ın arkasında gösterişe çıkarılan, provakatif bir davranışla gönderden indirilen bayrak, toplumsal algı yönetiminin ve siyasi hesapların bir aracı olarak kullanılamaz. Bu halklar üzerinde oynanan çok tehlikeli bir oyundur.
Ülkemizdeki iktidarından muhalefetine kadar hiçbir siyasi partinin sırf seçim ve iktidar uğruna bu ülke insanlarını kullandıkları siyaset ve ahlak dışı dillerle karşılıklı kamplaştırmaya, ötekileştirmeye ve kutuplaştırmaya hakları yoktur.
Bizler KESK-TMMOB olarak bayrak indirme provokasyonunu ve bu tür provokasyonlardan çıkar sağlamaya çalışan her türlü siyasal anlayışı kınıyoruz. Bu tür kışkırtmalar karşısında sağduyulu davranarak kardeşlik ortamının ve bir arada yaşama kültürümüzün korunması gerekmektedir. Siyasal çıkarlara malzeme yapılamayacak kadar önemli olan halkların geleceği, siyasi hesaplara kurban edilmeden barış ve kardeşlik kültürü ve hukuku ile sağlanmalıdır"