Uğurcan Albak yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi,
"Biz KESKli kadınlar, iktidarın bedenimize, kimliğimize, yaşam tarzımıza, emeğimize denetim kurmak istemesini kabul etmiyoruz. Hangi zamanda nereye gideceğimizi, saçımızı ve etek boyumuzu siyaset malzemesi yapmaktan çekinmeyenler şimdi de evlerimize burunlarını sokmaya cüret edemezler. Kadını sadece 3-5 çocuk doğurmasını buyuranlar, kürtaj olmasını engelleyerek eve hapsediyorlar. Aynı zihniyet hamileliğin görünürlüğünden duyduğu rahatsızlığı dile getiriyor şimdi de kadın ve erkeğin yan yana bulunabilmesinin koşullarını izaha girişiyorlar.
Son birkaç aydır, akıl almaz bir üslup ve cesaretle seslendirilen cinsiyetçi söylemlerle kadınlık hallerinden kabul etmediklerini hedef gösteren hükümet, şimdi de ulu-orta kız ve erkeklerin aynı evlerde kaldığına dair ihbarlardan bahsetmektedir. Bu ihbarların valilikler ve emniyet teşkilatınca değerlendirileceğini beyan ederek öğrenci evlerini dikizlenmenin meşru zeminini oluşturmaya çalışmaktadır. Bu aynı zamanda ülkeyi yönetenlerin, kendi namus anlayışlarını temel alarak, kendilerini bir ahlaklılık söyleminin sahibi ilan etmelerinin bir yoludur. Bu yolla, bu tür söylemlere karşı duranlar ahlaksız, söylemi kabul edenler ahlaklı ilan edilmektedir: AKP ahlak söylemi üzerinden yarattığı bir kutuplaşmanın yol açtığı bu çatışmayla iktidarını beslemeye çalışmaktadır.
Biz kadınlar yakından biliyoruz ki; AKP hükümetinin rahatsızlık duyduğunu ayan beyan dile getirdiği her durum mahalle baskısı, gözaltı, tutukluma ve linç kampanyalarına dönüşmektedir. Tüm toplumda ve yansıması olarak kamuda cinsiyetçi, piyasacı, muhafazakâr ve otoriter ideolojisini dayatmakta olan AKP iktidarı, yaşamlarımızı hedef alan politikalarla, yaşam biçimlerinin ve kimliklerin sınırlarını çizmekte; kendisi gibi olmayanları baskı altına almaktan çekinmemektedir. Dün kürtaj hakkımızı elimizden almaya çalışırken, bugün 18 yaşını doldurmuş, oy kullanan üniversitelilerin barınma sorununu çözmek için yurt yapmak yerine ihbarcı vatandaşlar yaratmaya çalışmaktadır. Üniversiteler demokrasinin, bilimin ve özgürlüklerin mekânıdır. Öğrencilere dönük her müdahale kutuplaşmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Baskı politikalarından en fazla ayrımcılığa uğrayan biz kadınlar; Gezi Parkında, savaş karşıtı mücadelede, emek hakkı ve kadının eşitliği mücadelesinde olduğu gibi yoldaşlarıyla, kardeşleriyle, anneleriyle, çocuklarıyla alanlara çıkmaya devam edeceğiz. AKPnin piyasacı, cinsiyetçi, ırkçı politikalarını inşa etmesine izin vermeyeceğiz. Yaşam tarzına müdahaleye, komşuları ihbarcı olmaya ve ev sahiplerini öğrencilere ev kiralamamaya yönelik siyasete sessiz kalmayacağız.
Öngöremediğiniz ve sınırlarına müdahale edemeyeceğiniz zenginlikte yaşıyor ve çoğullukta var oluyoruz; gözünüzü diktiğiniz evlerimizde olduğu gibi, işyerlerimizde ve sokaklarda, erkek egemen zihniyete karşı mücadelemize devam edeceğiz"