Şuayip Deniz Demir, açıklamasında şu ifadelere yer verdi,
''Kurumlarının özelleştirmeleriyle İş güvencesi olmayan işçi arkadaşların tazminatları ödenerek işlerine son verilmiştir ve kabul eden işçilere de 4Cli olarak her türlü haktan yoksun ve düşük ücretle çalışmaya devam hakkı verilmiştir. Sürekli gündeme gelen iş güvencesi kavramı Devlet Memurluğunun özünü oluşturmaktadır.
Her kriz ve zam döneminde basına yansıtıldığı gibi Memurlarda iş güvencesi sınırsız değildir, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125. Maddesinin E bendinde işlenen birtakım fiiller ve suçlar karşılığında kişinin memuriyetine son verileceği belirtilmektedir. Devlet memurlarını karalamaya, küçük görmeye çalışanların söylediği gibi memurluk sınırsız hakları olan, yan gelip yatılan bir yer değildir.
Ülkemizdeki devlet memuru sayısı Siyasilerin aktardığı gibi fazla değildir, aksine memur açığı bulunmaktadır. Avrupa ülkelerinde 1 Kamu çalışanına ortalama 15 vatandaş düşüyorken, ülkemizde 1 Kamu çalışanına 29 vatandaş düşmektedir. Yani memurun yükü bir Avrupa ülkesine göre 2 kat daha ağırdır.
Bugün bizim gördüğümüz tablo şudur: sayısı 500 bine yaklaşan taşeron şirket elemanlarının çalışma koşullarına baktığımızda Hükümetin tasarladığı çalışan şeklini görmekteyiz. İş güvencesi olmayan, düşük ücretli, sosyal ve özlük hakları yok denecek kadar az olan bu arkadaşlarımız bugün pek çok zorluklarla çalışmaya devam etmektedirler. Yaşananları görerek devlet memurunun kazanılmış haklarından
vazgeçmesini kabul etmemiz mümkün değildir.
Anayasanın 128. Maddesinde Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür.
Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir. Ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır. Üst kademe yöneticilerinin yetiştirilme usul ve esasları, kanunla özel olarak düzenlenir. demektedir.
Bu maddenin Anayasa değişikliği ile kaldırılmak istendiğini çok iyi biliyoruz. Bugün Siyasi İktidar her ne hikmetse Devlet Memurunun iş güvencesini elinden almayı kafaya koymuştur. Bugün pek çok arkadaşımızın üyesi olduğu Memur-Senin eski Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu başkanlığı döneminde verdiği demeçte devlet memurunun iş güvencesinin kaldırılması gerektiğini açıkça belirtmiş ve Memursenin vizyonunu ortaya koymuştur. Teslim olmuş bu sendikal anlayış maalesef hak kaybetmekten başka bir sonuç alamayacaktır.
Son Toplu Sözleşmede olduğu gibi Yetkili Sendika Memur-Sen nasıl bir HİÇ kazandıysa, yarın da İş Güvencesi ile Yasal Güvencelerimiz elimizden alınmış olarak uyanabiliriz. İş güvencesi; memurun tarafsız görev yapma ve devletin menfaatleri doğrultusunda çalışma güvencesini sağlamaktadır. Türk Enerji-Sen ve konfederasyonumuz olarak bu süreçte üzerimize düşeni elbette yapacağız, ancak sadece biz değil tüm çalışanlar aynı sorumluluk duygusu ile hareket etmeli hakkına sahip çıkmalıdır. Devlet Memurunun hakkını koruyabilmesi için doğru hamle Türkiye Kamusenli olmaktır."