İlkçağdan Osmanlılara Samsun GÜNCEL
Paylaş

İlkçağdan Osmanlılara Samsun

Türk Ocakları Samsun Şubesi'nce düzenlenen konferansta konuşan Ondokuz Mayıs Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Tellioğlu, 'İlk Çağdan Osmanlılara Samsun'u anlattı.

HABER MERKEZİ İçerik Sağlayıcı Tarih: 23.03.2013 20:09

Türk Ocakları binasında düzenlenen konferansın açılış konuşmasını yapan Şube Başkanı Prof. Dr. K. Tuncer Çağlayan, Nevruz kutlamalarına dikkat çekerek, ''Türklüğün Bayramını istismar edenler Diyarbakır’da Türk Bayrağını asmadıkları gibi terörist başına özgürlük ve Kürdistan taleplerini dile getirmiş, Türkiye Cumhuriyeti'nin bütünlüğüne karşı aleni eylem yapmışlardır. Türkiye’nin çözülmesine doğru giden bu sürecin durdurulması ve terörle etkin mücadeleye yeniden başlanılması gerekmektedir” dedi.

Ardından Prof. Dr. İbrahim Tellioğlu, 'İlk Çağdan Osmanlılara Samsun'u anlattı.

Tellioğlu konuşmasında şu ifadelere yer verdi,

''Samsun, Tekkeköy’deki mağara yerleşimlerinden anlaşıldığı kadarı ile on bin yıldan fazla bir 
süredir yerleşime açılmış bir kenttir. Tarih boyunca pek çok topluluğa ve medeniyete ev sahipliği yapmış bu şehir, sahil ile iç kesim arasındaki ulaşımın daha kolay olması sebebiyle; Karadeniz’in diğer kıyı kentlerinden faklılık kazanır. Bu yönü itibariyle Samsun, Karadeniz şehirleri arasında ticari bakımdan öne çıkmaktadır. Samsun’un bilinen en eski adı Enete’dir. Amasyalı coğrafyacı ve tarihçi Strabon, bu ismi bir Kimmer kabilesi olan Enetoi kabilesinden geldiğini yazar. Bundan sonra bölgeye gelen her topluluk buraya kendi dilinde isimler vermiştir. Amisos, Pereira, Simisso, Canik ve Samsun bunların en çok bilinenidir. Bugün yaygın olarak Samsun’un eski adının, Miletoslu kolonicilerin verdiği isim olan Amisos olduğu bilinir ancak bu doğru değildir. Samsun tarih önceki dönemden itibaren iskâna açılmış bir yerdir. Tarihi dönemlerde Gaşkalar, Kimmerler, İskitler, Koloniciler, Makedonyalılar, Romalılar, Selçuklular ve Canik Beylikleri, Osmanlılardan önce kentte yaşayan en önemli topluluklar olarak dikkat çeker. Haliyle Samsun’un kurucularının Miletoslu koloniciler olduğu efsanesi de bir safsatadan ibaret olduğu açıkça anlaşılabilir. Samsun, ilk çağdan itibaren Türkler tarafından tanınan ve yurt tutulan bir bölgedir. Salıpazarında bulunan kaya resimlerinden ve damgalardan, Milattan önceki dönemde Türklerin buralarda olduğuna dair tartışma götürmez deliller ortaya çıkmıştır. Ancak Malazgirt Savaşından sonraki büyük göç ile Samsun, günümüze kadar kesintisiz olarak Türk beylik ve devletlerinin elinde kalmıştır. 1071’den hemen sonra güneydeki kırsal bölge Türklerin eline geçerken, 1186’da Selçukluların Samsun’a kale inşa etmesiyle sahil de Türk hâkimiyetine girmiştir. 1186’dan sonra Samsun, iki merkezli bir şehir haline gelmiştir. Birincisi, Kalkancı’da, Cenevizlilerin elinde bulunan ticaret kolonisi, diğeri ise Saathane ve çevresinde ortaya çıkan Müslüman Samsun. Bugünkü Samsun’un temelini Saathane ve çevresinde ortaya çıkan yapılaşma oluşturur. Kalkancı’daki ticaret kolonisi daha eski olmasına rağmen ticaret maksatlı kurulduğu için genişlememiş ve büyüyememiştir. Samsun’u yapı ve nüfus olarak şenlendiren yer, Müslüman Samsun olmuştur.

SAMSUN’UN TARİHİ KÖKLERİNE SAHİP ÇIKILMADI

Samsun’un Osmanlı öncesi yapılarından günümüze çok azı ulaşmıştır. Ulaşanların çoğu da 
ilgisizlikten harap olmuş vaziyettedir. Müslüman Samsun’un merkezi olan kaleden geriye Büyük 
Cami önündeki sur parçacıklarından başka hiçbir şey kalmamıştır. Samsun’un etrafında büyüyüp 
geliştiği bu kaleye ne mahalli idareler ne de anıtlar kurulu sahip çıkmış, yıkılan surların üzerine 
bina inşa ettirilmiştir. Hala Büyük Cami’nin yanındaki bazı yeni yapılmış binaların girişinde sırların 
izlerini görmek mümkündür. Böylesine önemli bir yapının yıkılmasına göz yumanlar tarih 
karşısında hesap veremeyecektir. Aynı şekilde Selçuklular ve beylikler devrine ait şehirlerde bir 
mezarlık olması gerekir ancak Osmanlılardan öncesine ait bir mezar yeri bulmak mümkün değildir.

Seydi Kutbiddin türbesinin olduğu mezarlığın aşağı kesimleri muhtemelen Selçuklulara aitti ancak başta bulvar yolu açma çalışmaları sırasında olmak üzere Saathane ile burası arasındaki 
yapılaşma sırasında mezarlıklar yok edilmiştir. Aynı şekilde Vezirköprü’deki Kocakayası hisarından eser kalmamıştır. Çarşamba’da ki Gökçeli Camii restore edilip hayata kavuşturulurken Çakallı Hanı ve Bafra Çetinkaya’daki Hızırbey Türbesi de restore edilmeye başlanmıştır. Çarşamba Ordu Köyündeki Camii, türbe ve kale, aynı ilçedeki Şeyh Habil Camii, Bafra Türbe köyündeki Emirza Bey Türbesi, Çetinkaya’da ki Hızırbey Hamamı da aslına uygun bir şekilde yaşatılmayı beklemektedir''

Konferansın ardından Prof. Tellioğlu'na İlkadım Belediye Başkanı Necattin Demirtaş plaket, Ocak Başkanı Çağlayan ise ocak kupası sundu.

Yorum Yap

* Güvenlik gereği ip adresiniz saklanmaktadır. 3. şahıslara kesinlikle paylaşılmamaktadır.