ESM Başkanı Erdoğan yaptığı yazılı açıklamada,
"Resmi rakamlara göre Türkiyede toplam sigortalı sayısı 12 milyon 300 bin kişi olup bunun yarısı yani 6 milyon kişi ise asgari ücretlidir. Asgari ücret ocak ayında yapılan 44,2 TL.lik artışla 848 lira (848,00 TL) olmuştur. Aralık 2013 tespitlerine göre 4 kişilik bir ailenin sağlıklı ve yeterli beslenebilmesi için gerkli olan gıda harcaması yani bilinen adıyla açlık sınırı 985 TL.dir. Bu gıda harcamalarına kira, elektrik, su, yakıt, ulaşım, eğitim, sağlık ve giyim gibi zorunlu harcamaları da eklersek yoksulluk sınırı olarak ortaya çıkan bu rakam 3208 TL.dir.
Bu durumda, şu anda 848 lira olan asgari ücret ; açlık sınırının 137 TL , yoksulluk sınırının ise 2360 TL altındadır. Bunun anlamı, bu ülkede sigortalı işi olan 6 milyon kişi sadece sağlıklı yaşayabilmek için gerekli gıda harcamalarını yapabilecek ücreti dahi alamamaktadır.
Aileleriyle birlikte hesaplandığında açlık sınırının altında yaşayan ortalama 20 milyon kişi söz konusudur.Bu rakama işsizler, sigortasız çalışanlar ve emekliler dahil değildir.Bunlarda dahil edildiğinde Türkiyede yaşayan nüfusun 2/3 ü yani yaklaşık 50 milyon kişi aç olarak yaşamını sürdürmektedir.
İşte övüne övüne refah ülkesi olduğu söylenilen gelişen ve çağ atlayan Türkiyenin resmi rakamlarla gerçeği budur. Bu gerçek bütün çıplaklığı ile ortadayken, halen asgari ücretin yüksek olduğu ve işverenlerin üzerinde ciddi bir yük oluşturduğu söylenerek bölgesel asgari ücret tartışmaları yapılmaktadır. Oysa; asgari ücrete bağlı olarak yaşamını sürdüren 20 milyon kişi kira , elektrik , su ve yakacak bedelini ödedikten sonra ayın en az 20 gününü aç olarak geçirmektedir. Hesap ortadadır. Buradan hala asgari ücret yüksek diye bağıranlara sesleniyoruz. Buyurun 848 lira ile 1 ayı değil sadece 10 günü geçirin. Bizde sizi kutlayalım.
Bu ülkede gerçek anlamda sosyal adaletin, sosyal barışın ve adil bir gelir paylaşımının sağlanabilmesi için , asgari ücretin devletin kendi belirlediği yoksulluk sınırını gözeterek bu rakamı belirlemesi gerekir"