Erdoğan sendika binasında yaptığı basın açıklamasında şu ifadelere yer verdi,
"Emekçilerin Birlik ve Dayanışma günü olan 1 Mayıs İşçi Bayramını kutlamaya hazırlanıyoruz.
Gönül; Türkiyenin, emekçilerin güvenceli ve sendikalı olarak, insanca yaşam koşullarında yaşayabilecekleri ücretlerle çalıştıkları bir ülke olmasını ve 1 Mayısın coşkuyla bayram havasında kutlanmasını çok isterdi. Ancak; emekçilerin içinde bulunduğu şartlar, 1 Mayısın bayram olarak kutlanmasının üzerine kara bir gölge gibi çökmüş durumdadır.
Emekçilerin önemli bir bölümü devletin açıkladığı açlık sınırının altındaki ücretlerle geçiniyorlar.
2 milyona yakın emekçi kıdem tazminatlarının, izin haklarının, fazla mesai ücretlerinin gasp edildiği taşeron işçilik denen köle düzeninde çalışıyorlar.
İş kazalarında, Avrupada birinci, Dünyada üçüncü sıradayız. Son 10 yıl içerisinde iş kazalarında 11 bin işçi hayatını kaybetti.
Emekçilerin önemli bir bölümü iş güvencesinden yoksun olarak çalışıyorlar.
Sendikasızlaşma çalışma hayatına egemen olmuş durumda. 12 milyon kayıtlı işçinin sadece 1 milyonu sendikalı. Bu rakam çalışan işçi sayısının yüzde 9una karşılık gelmektedir.
Binlerce işçi sendikaya üye oldukları için işten atıldı.
Bu ülkede 1 milyon çocuk işçi çalıştırılmaktadır.
İktidar tarafından işçilerin kıdem tazminat haklarının gasp edilmesinin formülleri aranıyor.
İktidar, bir yandan özel istihdam bürolarıyla esnek ve güvencesiz çalışmayı hedeflerken, bir yandan da bölgesel asgari ücret uygulamasını hayata geçirmeye çalışmaktadır.
Kamu çalışanlarının AİHMden tescil edilmiş grev hakkı gasp edilmeye devam ediyor.
İktidarın arka bahçesi yandaş sendikayla yapılan toplu sözleşmelerle kamu çalışanları yoksulluk sınırının altındaki ücretlere mahkum ediliyor.
Emekliler açlık sınırının altındaki ücretlerle yaşam mücadelesi veriyor.
Güvencesizliğin, sendikasızlaşmanın, açlık sınırının altındaki ücretlerin, iş kazalarının egemen olduğu işte bu sömürü düzeninde 1 Mayısın bayram olarak kutlanabilmesi mümkün müdür?
İnsanca çalışma koşularından uzak, yoksulluğun, sefaletin ve her türlü kuralsızlığın hüküm sürdüğü bu köle düzeninde emekçilere düşen görev, 1 Mayısların gerçekten bayram gibi kutlandığı, emeğin, barışın ve demokrasinin egemen olduğu bir gelecek için kendi aralarındaki birlik, dayanışma ve ortak mücadeleyi yükseltmektir"