ekonomi köşesi'nin konuğu Sıradışı Hediyeci Muhammet Çakar DÜNYA
Paylaş

ekonomi köşesi'nin konuğu Sıradışı Hediyeci Muhammet Çakar

www.samsunkulishaber.com'un Samsun iş dünyasından işadamlarını ve esnafları konuk ettiği 'ekonomi köşesi'nin konuğu Sıradışı Hediyeci Muhammet Çakar. Sıradışı Hediyeci nin sahibi Muhammet Çakar ile iş hayatını, siyaset hayatını, hedeflerini, Samsun'u ve ekonomiyi konuştuk.

Muhammet Çakar kimdir?

1982 yılının Ramazan ayında Samsun’da doğdum.  İlköğretimi mahallemizde bulunan ilkokulda bitirdim. Ortaokul ve lise öğretimimi Samsun İmam Hatip Lisesi’nde (2000) tamamladım. Daha sonra Trakya Üniversitesi Halkla İlişkiler bölümünü (2003) ve Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümü’nü (2007) bitirdim.  Halen Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İşletme ve Endüstri İlişkileri’nde son dönem yüksek lisans öğrencisiyim. Evli, iki çocuk babasıyım.

Ticari geçmişiniz ve Sıradışı Hediyeci serüveniniz nasıl başladı?

Aslında ticaret dedemden beri süregelen bir miras. Dedem çok eski Mamsun esnaflarındandır. Zamanın bakkallarından Topal İbrahim’in torunuyum ben. Dedemin emekli olmasından sonra işi babam devralmış. Ama 90’larda ki krizlerle, devalüasyonlarla boğuşan ticaret hayatına daha fazla dayanamayıp kepenklerini indirmiş. Tabi bu süreçte biz ailecek çok zor zamanlarımız oldu. Şükür ki babam yurtdışına çalışmaya gittiğinde kendimizi düzelttik.  Bu zamanda ben ve kız kardeşim üniversiteyi kazandık. Zor şartlarda okuduk ikimizde. Üniversite bittiğinde Samsun’da bir inşaat firmasında çalışmaya başladım. İşi öğrenip bir an önce satış – pazarlama ekibine katılmak için çok çabaladım. Sırasıyla Samsun bölge ve Orta Karadeniz bölgede pazarlamaya başladım. Kısa bir sürede sigortacılık geçmişim olmuştur. 5 yıl çalıştığım Pazarlama alanı beni kendi işimi yapmaya yöneltti.

Askerden geldikten sonra 2009 yılında kendi işimi kurmayı kafama koymuştum. Edirne’de okurken gördüğüm meyve sabunlarından yabancılar pazarında bir yer açmayı düşündüm ilk önce, ürün araştırırken fotoğrafı halıya dokuyan bir üretici ile tanıştım. Numune göndermesini istedim. Oda bana bir kaç gün içinde ürün gönderdi. Ürünü gördüğüm zaman ben bu ürünü satabilirim diye düşündüm. Çok heveslenmiştim. Sabunun yanında bunu da satmaya karar verdim. Derken derken birçok ürünü buldum. Tam 50 çeşit ürün olmuştu portföyümde. Ve küçük bir sermaye ile SIRADIŞI HEDİYECİ’yi kurmayı başardım. Fotoğrafı halıya dokuma işi çok tutmuştu. Gece yarılarına kadar internet üzerinden sürekli satış yapıyordum. Bayilikler veriyor satış yapıyordum. Yurtdışına çok ürün sattım. Almanya, Rusya, Amerika, Fransa, İtalya gibi yerlere satışlar gerçekleştirdim. Bunlardan en ilginci Dominik Cumhuriyetineydi.  İşler büyüyor ben daha önünde duramıyordum. Birinci mağaza artık küçük geliyor daha büyük bir yere ihtiyaç duyuyordum. 1 sene sonra yanı başımda boşalan diğer dükkâna geçtim. Daha sonra şuan bulunduğum 2 katlı mağazama geçtim. Müşteri portföyüm her geçen gün artıyor. Gençlerin ilgisi artıyor. Bu da ürün takibini daha iyi yapmayı gerektiriyordu. Her geçen gün ürün çeşitliliği artıyor. Müşteri bağlılığı artıyordu. Sadece yeni ürünleri görmek isteyen ve yeni gelen ürünün sadece onda olmasını isteyen müşterilerim oluşmaya başladı. Yeni gelen ürünleri görmek ve almak isteyen müşteriler için özel sms sistemi kurdum. Sosyal medyanın etkisi ile ürünleri almak isteyen müşteriler oluşmaya başladı. Bunun için siradisihediyeci.com adresini oluşturdum. Şuan itibariyle müşteriler siteden kredi kartı ile alışveriş yaptıkları gibi kapıda ödeme, pay pal gibi ödeme seçenekleri ile de alışveriş yapılabilir hale gelmiştir. Mevcutta 50 ile başlayan ürün çeşidimiz 1500’lere kadar çıkmıştır. Ve sürekli ürünler eklenerek portföy yenilenmektedir.

Sıradışı Hediyeci olarak müşterilerinizden ne gibi tepkiler alıyorsunuz? Bu işle alakalı gelecek planlarınızda neler var?

Sıradışı Hediyeci öncelikle bir Samsun, daha sonra Türkiye markasıdır. Marka olma yolunda ufak ama emin adımlarla ilerleyen bir markadır. Samsun’da ilk ve tek sıradışı ürünleri satan mağazadır. Bu markalaşma ve kurumsallaşma yolunda ilk adım olan marka tescil belgemizi geçen sene aldık. Bu süreçte müşterilerimize ilginç, farklı, şaşırtıcı ürünleri sunmaktan gurur duyuyoruz. İnsanlar hiç görmediği hediyeleri ilk Sıradışı Hediyeci ’de görmekten mutlu oluyorlar. Birçok kişi artık klasik hediye almaktan bıktığı için Sıradışı Hediyeciyi tercih eder oldu. Bütün müşterilerimizle arkadaş gibiyiz. İlk açtığımızdan beri gelen müşterilerimiz var. Bizi o kadar benimsemişler ki düğünlerine, doğum günlerine çağırıyorlar. İnanın evde gün var, gelin diyenler bile var. (gülüyor)Yılbaşında dilek ağacı uygulaması yapıyoruz biz. Oradaki tüm dilekleri tek tek okuyorum ben. Bir tanesinde hiç unutmam “Burası koskocamaaann bir mağaza olsun, bir sürü, bir sürü olsun, hep burada gezelim” yazıyordu. O zaman benim bu işi iyi yaptığımı amacıma ulaşmada büyük yol aldığımı gördüm. Gelecek planlarımı bu cümle üstüne kurdum. “Daha büyük olmak?”. Ne kadar güzel geliyor insanın kulağına. Büyüklük aslında maddi anlamda değil benim gözümde. Bu şehire, bu ülkeye bir fayda sağlamak büyüklük. Doğduğun büyüdüğün, ekmek yediğin, evlendiğin, çocuklarını büyüttüğün bu topraklara fayda sağlayarak, değer yaratarak minnet borcunu ödeyebilmek. Parayı her şekilde kazanabilir insan. Ya borcunu ödeme? İşte bu aziz millete bir değer kazandırıyorsan o zaman sen büyüksün. Bu işletmenin bir marka olduğunu tüm Türkiye’de, yurtdışında tanındığını düşünsenize. Hediyelik üretimi yaptığını, Ben geçen sene ki “Bayim Olur musun” fuarına gitmiştim. Orada Samsun’dan sadece bir döner firması vardı. Ne kadar gururlandım onu görünce. Neden daha fazlası olmasın? Neden bizim markalarımız olmasın? Neden bir Sıradışı Hediyeci marka olup o fuarlarda boy göstermesin? Bunlar çok zor şeyler değil. Yapabiliriz, olabilir. Benim büyüklük kastım bu. Her şehire bir Sıradışı Hediyeci lazım. Bunlar çok uzak şeyler değil. Ben biliyorum, yapacağım ve olacak…

Muhammet ÇAKAR olarak siyasetle alakalı düşünceleriniz nelerdir? Geçmişte siyasetiniz ve gelecekte ki siyasi fikirleriniz nelerdir?

2010 yılının Kasım ayında Ak Parti Canik İlçe Teşkilatına uzman olarak girdim. Daha önce dışardan destekleyen bir seçmenken aktif olarak siyasetin içinde olmam gerektiğine inandım. Bazı sevdiğim şeyler ve eğitimim birçok eksikliği tamamlar diye düşündüm ve aktif siyasete girdim. Teşkilatta tüm yapılan organizasyonları fotoğraf merakım olduğundan fotoğrafladım. Halkla İlişkiler mezunu olmam dolaysıyla haber yazmayı da biliyordum. Çektiğim fotoğraflardan haber yapıp basına gönderiyordum. Tüm gazeteleri takip ediyor bizimle alakalı tüm haberleri teşkilatta kurduğum duvar gazetesine takıyordum. Sosyal medyada sayfalar oluşturdum. İnternet sitesi açtım o dönemde. 2012 yılının Mart ayında yapılan Canik İlçe Teşkilatı kongresinde yönetim kurulu üyeliği için listede yer aldım. Ve yönetim kurulu üyesi olarak delege tarafından seçildim. Çalışmalarımız il başkanlığı seçimlerine kadar devam etti. Daha sonra teşkilatla görüş ayrılığı nedeniyle tüzüğün 56. Maddesi işletilerek istifa etmiş sayıldım. Hayatımda sevdiğim bir şeyden uzaklaştırıldığım 2.ci olaydır bu. Birincisi 28 Şubat darbesi ile İmam Hatipli olduğum için üniversitede istediğim yeri kazanamayışım. Diğeri ise budur. Ben bunları birbirinden hiç ayırmadım hayatımda. Ama her zaman hakkımda Allah’ın hayırlısını vermesini diledim. Allah benim siyasi imtihanımı orda bitirmişte olabilir, olmayabilir de. Siyaset, daha doğrusu dürüst siyaset mutlaka olacaktır. Mutlaka dürüst siyaset yapacak olan birileri olacaktır. Ya onların önünde ya da yanlarında mutlaka yer alacağım. Gelecekle alakalı planlarım yok değil. Ama tek şartım var. Dürüst ve açık siyaset. Birçok kişi beni yadırgıyor. “Ya sana neler yaptılar halen dürüstlük diyorsun” diye. Ben dürüst siyasetten zevk alıyorum. Onu seviyorum. Olursa ordayım olmaz ise olana kadar çabalarım. Ama biliyorsunuz “Görev verilirse görevden kaçmam”. (Gülüyor) Düzce Üniversitesinde “Yerelde Siyasal İletişim” konulu konferans verdim. Yüksek Lisans tezim “Siyasal Pazarlama”. Ayrıca köşe yazarlığı yapıyorum ana başlığım “Siyaset”. Düşünün işte ne kadar aktif siyasetin içinde olmasam da hep siyasetin bir köşesindeyim. Yüksek lisans tezimi kitap haline getireceğiz danışman hocamla anlaştık. Size hediye ederim.

Hem bir esnaf, hem bir baba ve hemde bir siyasetçi olarak Samsun ekonomisi hakkında ve Türkiye’ye yansıması açısından görüşleriniz nelerdir?

Öncelikle evimizin içinden başlayalım. Malum ev düzgün olmazsa mahalle düzgün olmaz, mahalle olmazsa şehir düzgün olmaz. O yüzden evimizin ekonomisi önemlidir. Samsun yaşanası şehirler arasında üst sıralarda, ama daha üstelerde olabilir. “Ben lafa değil icraata bakarım” diye bir sloganı vardı ya AK Parti'nin. Ben onu bilir onu söylerim. Diyarbakır’a tayin olan valimiz Sayın Hüseyin AKSOY bu şehire çok şeyler katmıştır. Çalışmalarıyla Samsun’u Samsunluya sevdirmiştir. “Lojistik Köy” projesi kendisinin Samsunluya en büyük emanetidir. Buna sahip çıkılmalıdır. Değerli eşinin bayanlara yönelik çalışmalarını da kesinlikle unutamayız. Kar demeden kış demeden nerde kadın varsa o ordaydı. Basından yakinen takip ettim. Kendilerine çok hemşerilerim, kendim ve ailem adına çok teşekkür ediyorum. Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz’ın yaptıklarını da görememek haksızlık olur. Samsun’a değer katan, Samsun’un geleceği ile yaptığı çalışmalar için Belediye Başkanımız Sayın Yusuf Ziya Yılmaz’ı tebrik ediyorum. Yıllar sonra bile torunlarımıza Samsun için çalışan bir belediye başkanı anlatacağız. Doğu parkından, batı parkına, sahil düzenlemelerinden, bulvar çalışmalarına kadar asli olan görevlerinin yanında birçok kültürel çalışmalara imza atmaktan geri kalmıyor. Samsunu samsun yapan değerleri korumak, herkesin farkına varmasını sağlamak kolay olmasa gerek. Ama bunu sevgili başkan başarmaktadır. Belediyeler ve STK’lar bu şehir için bir değer ve bu şehrin geleceği ile ilgili, ekonomisi ile ilgili mutlaka söyleyecek sözleri vardır. Belediyeler halkın hizmetkârı olmak zorundadırlar. O ilçede, o ilde yaşayan herkes daha ferah bir il veya ilçede yaşamak ister. Bunları sağladığınızda bir dahaki seçimde sadece ziyaret edersiniz bu halkı. Halk yapılanı unutmaz. Sandıkta sorar hesabını. Ya ödüllendirir, yada alır görevi verdiği gibi. Samsun'un büyük mağazacılık firmaları açısından çok geliştiğini söyleyebiliriz. Alışveriş merkezleri çoğaldı. Hani bir dizide “patladı gitti” diyor ya, aynen o şekilde oldu Samsun’da patladı gitti. Bunun dezavantajları da yok değil. Oralarda konuşlanan firmalar, ya yurtdışı bağlantılı ya da başka bir şehir bağlantılı. Yukarıda da bahsettiğim gibi samsun firması yok doğru dürüst. Buda paranın başka yerlere gitmesi demektir. Dolaysıyla küçük esnaf bu alışveriş merkezleri yüzünden kepenk kapatıyor. İnsanlarda ki marka takıntısı sosyal medya sayesinde çoğaldı. Böylece alışverişte ki milliyetçilik kavramı kalmadı. Küçük esnaf zor durumda artık. Kirasını ödeyemez halde. Tabi burada şöyle bir handikapta var. Her önüne gelen mağaza açar oldu. Sermayesiz, ya tutarsa diye açılan yerler istenilen başarı sağlanmayınca kepenkleri indiriyor. Sabretmeyi de bilmiyoruz biz. Karadeniz insanı biliyorsunuz tez canlıdır. Hemen olsun hemen kazanalım ister. O yüzden ortalıklar çok başarılı geçmez. %2’lerdedir bu başarı. Düşünün Avusturya’dan Baumax, inşaatın göbeğine inşaat malzemesi alışveriş merkezi açıyor. Gerçi sonra çekilme kararı veriyor ama Samsun’dakinden kaynaklı değil. Adam Baumax’ı buraya açıyor. Bizim inşaatçılığımızla övündüğümüz halde hiçbir firma beraber olup ta, 20 ortaklı mesela, bu yeri tekrar canlandıramıyor. Nedeni bu işte ortaklık psikolojisi yok Karadeniz insanında. Hep daha fazlasını kazanmak isteyip bunun için sermayeye olan ihtiyacını başkasıyla ortalık yaparak değil, fındığa göre ayarlayan tek milletiz. Samsun göç almada bölgede önemli bir yer olmasına rağmen üretim açısından Samsun çok düşük seviyelerde. Fabrikalar genellikle daha küçük üretim yapmakta. Daha çok dışardan alınıp satılan ürünler bulunmakta Samsun esnafında. Karayolu, havayolu, tren yolu ağı ve önemli farklarımızdan biri deniz yolumuz da mevcut. Sanırım biz bunları kullanamıyoruz. Bizulaşım ağı olarak bölgede lider olmamıza rağmen üretimde istediğimiz başarıyı sağlayamıyoruz. Lojistik köy projesi bittiğinde o zaman Samsun’umuzun bu noktada şeytanın bacağını kıracağına inanıyorum.

Peki, Muhammet Bey, içinde bulunduğunuz sektör olarak Samsun’u nerde görüyorsunuz? Turizm için Hediyelik Eşyanın önemi nedir?

Öncelikle bu soru için teşekkür ediyorum. Bu soru şahsım için önemli bir konu. Ben daha önce de dediğim gibi farklı ürünler satıyorum. Hediyelik eşya satıcısı Samsun’da çok. İrili ufaklı birçok satıcı var. Turizm açısından hediyelik eşyaların önemini hepimiz biliyoruz. Birisi bir yere geldiğinde giderken o yeri kendine hatırlatıcı şeyler almak istiyor. Ama Samsun’da böyle şeylerde yok, bir “İlkadım Anıtımız” var. Ama insanlar her seferinde bunu almak istemiyor. Hediyelik eşyalar tanıtım açısından çok önemlidir. İstanbul’da ki gibi Samsun Tanıtım Ofisleri açılmalı. STK’lar ile Belediyeler bu işe öncü olmak zorunda. Samsun’un il ve ilçelerinde o kadar çok gezilecek yer var ki, Samsunlular bile bilmiyor. Turizm Samsun için önemli bir faktör. Hediyeciler olarak biz olayın en son ayağını oluşturuyoruz. Tabi ki karar vericiler bu konuda adım attığında biz sektör olarak doğacak ihtiyaca cevap verebilecek durumdayız.

Türkiye ekonomisinin Samsun ekonomisine etkileri konusunda fikirlerinizi alabilir miyim?

Türkiye ile onun herhangi bir ilini birbirinden ayırmak mümkün değil. Türkiye’de ekonomi nasılsa Samsun’da da öyle, Ekonomik göstergeler Ak Parti iktidarı ile bir düzen girmiştir. Sağlık, eğitim kültür alanlarında istenilenden daha fazla gelişmeler oldu. İnsanlar artık devletine güvenir oldu, yatırım yapabilir hale geldi. Kredi kooperatifleri ile küçük esnaf desteklenerek büyümeleri sağlandı. Yıllık %4 faizle krediler verilerek esnafı rahatlatmaya çalıştılar. Halende devam ediyor bu çalışmalar. Olaya siyasi bakmamak gerekir. Bakın işte kısa zaman önce esnafın borçlarını yapılandırarak SGK ve vergi borçlarını rahat rahat ödemeleri sağlandı. Önleri açıldı bir anlamda esnafın. Baktığınızda insanların alım gücü arttı. TOKİ’lerle uzun vadeli kira öder gibi ev sahibi oldular. Kredi oranları düşük olduğundan araba aldı birçok kişi. Bunlar hep ekonominin gücüne bağlı gelişen olaylar. Eğer toplum devletine güvenmez ise yatırım yapabilir mi? Borca girebilir mi? Devlet ne kadar güçlüyse, toplum o kadar güçlüdür. Ekonomi ’de istikrar olduğu müddetçe, halk ferah içinde yaşar.

Muhammet Bey son olarak ticari ve siyasi geleceğinizle alakalı planlarınızı bizimle paylaşır mısınız?

Öncelikle ticari olarak emin adımlarla büyümek istiyorum. Çok hızlı değil ama çokta yavaş değil. Süreci hissede hissede büyümek. Çünkü Sıradışı Hediyeci benim çocuğum gibi. Onun büyüdüğünü görmek beni heyecanlandırıyor. Her yaptığım yenilik bana güç veriyor. Yaptığımızın Samsun’a değer kattığını düşünüyorum. Bu işi tatil yörelerinde de yapabilirim. Ama ben şimdilik kendi şehirimde görmek istiyorum bunu. İleride daha büyük işler yapacağımı hissediyorum. Bu sektörde bir üretici olmak istiyorum. Bayileşmek istiyorum. İlk Samsun markası sonra bir Türkiye markası ve daha sonra bir dünya markası olmak istiyorum. İngiltere’den birçok hediyelik eşya firmasından ürün alıyorum. Neden Türkiye’de tasarlanmış ürünler başka ülkelerde satılmasın?Hayatımda zevk alarak yaptığım yegâne işlerden biridir siyaset. Her evresinde olmak isterdim. Ama ne yazık ki elimde olmayan sebeplerden dolayı uzaklaştırıldım. Ama geç kalmış değilim. Kesinlikle partime küsmüş de değilim. Zaman ne gösterir bilinmez ama siyasette bir yerlere gelmek istiyorum. Yaşımın genç olması dolaysıyla aynen ticari hayatım gibi siyasi hayatımın da yavaş ama emin adımlarla ilerlemesini sağlıyorum. Aktif olarak siyasette değilsem olmayacağım anlamına gelmez. Bunun için çaba harcıyorum. Ama ilk yapacağım şeyler var onlardan sonra, daha çok beni göreceksiniz. Biliyorsunuz “Görev verilirse görevden kaçmam” (gülüyor)Yüksek lisans tezim “Siyasal Pazarlama” üzerine, birçok kitap okudum. Daha da okuyorum. Yazılarımı hep siyaset üzerine yazmaya özen gösteriyorum. Bu işte, kendimi geliştirmek için çaba harcıyorum. Emeklerimin bir gün karşılığını alacağımı biliyorum. Rabbim emeklerimizi boşa çıkarmayacak inşallah. İstediklerimizi elde etme konusunda bize yardım edecek.

Size teşekkür ediyorum Muhammet Bey, eklemek istediğiniz herhangi bir şey var mı ?

Asıl ben size teşekkür ediyorum. Bana bu fırsatı verdiğiniz çok minnettarım. Bu şehirde yaşayan herkesin bu şehire olan minnet borcunu bir şekilde ödemek zorunda. Bende bu minvalde ilerliyorum. Rabbim iyi niyetli herkesin yolunu açsın. Yardım etsin.

Yorum Yap

* Güvenlik gereği ip adresiniz saklanmaktadır. 3. şahıslara kesinlikle paylaşılmamaktadır.