Genel Başkan Yardımcısı Hacı Bayram Gür toplantıda yaptığı konuşmada “Diyanet-Sen’in G-genel merkezden şubelere, il temsilciliklerinden ilçe temsilciliklerine, köy ve mezralara kadar ülkemizin her yerinde büyük bir teşkilatlanma örneği gösterdiğini ifade ederek "Bu başarı birlikte hareket etmenin, ahde fedanın, bilinçli çalışmanın, sıdkın, gayretin ve tabi ki Rabbimin lütfunun bir neticesidir" dedi. Genel Başkan Yardımcısı Osman Aydın toplantıda yaptığı konuşmada Diyanet-Sen’in büyük başarılara imza attığına dikkati çekerek "2004 yılından beri yetkili sendika olarak kamu işveren kurulu ile toplu görüşme şimdi ise toplu sözleşme masasına oturan Diyanet-Sen yetkili olduğu dönemde Diyanet çalışanları adına büyük kazanımlar elde etti ve son toplu sözleşme ile de bu performansını taçlandırmıştır" şeklinde konuştu.
Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Yaman ise yaptığı konuşmada Diyanet-Sen’in eğitime dayalı sosyal ne istediğini bilen rehber sendikacılar yetiştirmek için çalıştığını bu gün gelinen nokta itibari ile büyük başarı elde ettiğini kaydetti. Toplantıda konuşan Genel Başkan Mehmet Bayraktutar “Madde ile mana arasında erdemli bir sığınak olan vicdan ve haya çerçevesinde sendikacılık yapıyoruz” ifadelerini kullandı. Son zamanlarda Diyanet İşleri Başkanlığına yapılan saldırılara da değinen Bayraktutar şöyle konuştu; ’İşin aslını iyi bilmek gerekiyor. Türkiye’yi Diyanet’ten ibaret sayarcasına tek saldırı alanı olarak Başkanlık hedef alınmıştır. Bunun görünen ve görünmeyen sebepleri var. Görünen sebepleri Dünyada İslam devletlerini sahiplenen, adını dahi duymadığımız ülkelerde İslam ve kardeşlik meşalesi yakan din görevlilerinin varlığından rahatsız olan bir kesim var. Bu kesim Türkiye’de yüzde birlik bir kesim olsa da sesleri çok fazla çıkmakta. İftira atmanın, yalan beyanlarda bulunmanın vebalini göz ardı eden bu kesim, Diyanet İşleri Başkanlığının hizmetlerinden son derece rahatsız olmakta. Onlara göre Osmanlının torunları uyanıyor. Onlara göre bu ecdat torunlarının uyanmamalı. İslam devletleri dinsiz, batı hegemonyasıyla hayatlarını sürdürmeliydi. Onlara göre Türkiye’de İslam unutturulup çağdaşlık adı altında İslam Batılaşmalı, Batılılaşmalıydı. Görünmeyen sebebe gelince Bunları isteyenler geçmişten bu yana satılmış olan maşalardı, ve biz bunların farkındaydık. Onlara göre İslam uyanışa geçti ve Türkiye İslam devletlerinin ihtiyaç duyduğu tek devletti, işte tam bu noktada Diyanete saldırmak, İslam’ı itibarsızlaştırmak onlar için meşrulaştı” ifadelerini kullandı.