MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli , Ramazan Bayramı öncesinde Balyoz davasında 18 yıl hapis cezasına çarptırılan MHP İstanbul Milletvekili emekli Korgeneral Engin Alan'ı Sincan F Tipi Cezaevi'nde ziyaret etti. Bahçeli, saat 11.50'de geldiği Sincan Cezaevi'nde yaklaşık 1 saat kaldı. Bahçeli, ziyaretin ardından cezaevinden ayrıldı.
Ziyaret sonrası tarihi Ergenekon kararlarıyla ilgili açıklamada bulunan Bahçeli, İlker Başbuğ'a verilen müebbet hapis cezasını eleştirdi. Bahçeli, bu cezalarla TSK'nın küçük düşürülmeye çalışıldığını belirtti.
Bahçeli'nin açıklamasından satırbaşları;
Geçmiş ile hesaplaşma ve rövanş alma davanın sulanmasına hizmet etti. Doğru ve yanlış birbirine girdi. Darbe ile ilgili kuşkular sağlam delillerle temellendirilemedi. Gizli tanıklık önemli yer işgal etti. Parmaksız Zeki bile kaile alınmış TSK zan altında bırakılmıştır. Dava başından itibaren siyasi mülahazalara açıktır. Usul konusunda kastı aşan yaptırımlar vicdanen rahatsız etmedi. Silivri çilehaneye dönüştü.
DARBECİ SAFINA MASUN KİŞİLERİ KOYDULAR
TSK'daki ve sivildeki değerli vatandaşların adları terör örgütü ile anıldı. Bunlar müfterilik olarak anılacaktır. Türk halkı bu tezgahı bağışlamayacaktır. Masum ve suçlular biribine karıştırıldı darbeci safına masum kişiler konuldu. Dava inandırıcılığı yitirmiştir. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi önüne gelene ceza yağdırmıştır. Mahkeme heyeti ağırlaştırılmış müebbette çok bonkör davranmıştır.
BAŞBAKAN YARDIMCISI DALGA GEÇTİ
Başbakan Yardımcısı geçmiş olsun diyerek dalga geçti. Danışmanı da Türk demokrasisinde dönüm noktaıs ve hesaplaşma dedi.
Evet doğrudur hesabı görülen Türk milletidir. Türkiye cumhuriyetidir. AKP küresel ve bölgesel planlar gereğince TSK'yı pasif hale getirmiştir. Hükümetin atadığı Cumhurbaşkanının onayladığı Genelkurmay Başkanı Başbuğ'a müebbet vermek adil midir? İnsanlığa sığacak mıdır?
MELEK İLE ŞEYTAN NASIL AYRIŞACAK?
Mahkemenin tespit ettiği cebir şiddet nerededir. Madem Başbuğ örgütçüdür, neden görev döneminde başkan yapılmıştır. Şeref ile şerefsizlik, cani ile kahraman, melek ile şeytan nasıl ayrışacaktır.
Mahkemeler AKP'nin arka bahçesi haline getirilmek istenmiştir. Başbakan çete mantığıyla devlet yönetmektedir.
Kafasının bozulduğu, eleştirilerinden bunaldığı tipini sevmediği, sesini beğenmediğini, siyasi tercihini benimsemediği kim varsa tuzaklar kurmakta ve darbeci olarak lanse etmektedir. Balyoz kapsamında cezaevinde bulunan sayın Engin Alan'a Başbakan'ın kin ve garez dolu sözleri hala aklımızdadır: "Bu ülkenin başbakanı, soruyorum sizlere bir anma törenine gider de, bir korgeneral ayağa kalkmaz mı? Kalkmadığı anda da bedelini öder. O ayrı mesele. Zaten de bedelini ödedi"
İşte bu ifade kişisel öfkeden dolayı, karanlık emellerin suçüstü halidir. Başbakan Erdoğan, sayın Alan'a bedel ödetmek, sayın Başbuğ'a haddini bildirmek için darbe davalarını paravan olarak kullanmış ve tüm atlarıyla saldırmıştır. Böylesi intikamcı bir bakış, ilkel bir tavır demokrasiyle bağdaşmadığı gibi inançlarımızın hiçbir yerinde yoktur. Herkese her hukuk öyle veya böyle gerekli olacaktır.
AZGINLAR, VİCDANSIZLAR..
Bugünün azgınları, vicdansızları gün gelip kimsenin yüzüne bakamayacaklardır. Darbeler karşı durmak ve karşı çıkmak
demokrasinin zorunlu bir yönüdür. Olaylardan husumet çıkararak bir yere varmamız beklenmemelidir. Üç ihtilal 2 muhtıra yaşayan bir nesil olarak adaletin sağlanmasını çok önemsiyorum. Demokrasiyi savunmak konusunda hiç kimse yalpalanmamalıdır.
Öncelikle Türkiye'nin ara rejim dönemlerinden ders alınmalıdır. En ufak bir gecikme hali ve taviz gösterilmemelidir.
Türk Sİlahlı Kuvvetleri'nde darbeci varsa ayıklanmalıdır. Ama kimse Türk ordusunu küçümseyemez, rencide edemez. Ergenekon Davası'nın temyiz aşamasında Yargıtay'ın üzerine düşen görevi yapması gerekmektedir.