Atatürkçü Düşünce Derneği'nce dernek binasında üye bilgilendirme toplantısı gerçekleştirdi. Toplantıda Şube Başkanı Birol Yelekin üyelere çalışmalar hakkında bilgi verdi.
Toplantının ardından bir açıklama yapan Birol Yelekin, sonuç bildirgesi hazırladıklarını belirtti. Sonuç bildirgesinde şu ifadelere yer verildi:
'Ülkemiz iyi yönetilmiyor, yönetilemiyor'
Bu yargı, yaşanan olaylarla kanıtlanıyor. Daha, acının seyri bizi yakarken bu kez Afyonda Türkiye nereye gidiyor dedirten çok büyük bir facia yürekleri dağlıyor.
-Coğrafyamız, tüm zamanlarda uyanık olmayı gerektirirken , sığ bakışlarla ülke açmazlarla batağa saplanıyor.
-Komşularımızla sıfır sorun, özünü yitirerek binbir soruna, Güney sınırımız arapsaçı (!) na dönüşüyor.
-Yurtta Dünyada barış ilkemiz herkesle savaşa dönüşüyor. Oysa, Milletin hayatı tehlikede olmadıkça savaş bir cinayettir diyor büyük Atatürk.
-Yurt içinde insanlarımız kuşkulardayken komşuların sorunlarına eğilen yöneticiler milletin geleceğini, vatanının selametini karartıyor. Her gün şehit cenazeleri halkın psikolojisini bozuyor.
-Deve kuşu gibi başını kuma gömen iktidar, halkın da kendisi gibi yapmasını isteyerek, olayları medyaya taşımayın diyebiliyor.
-Güneydoğu illerimizde yollar kesiliyor, araçlar yakılıyor, insanlar kaçırılıyor ve ayın birliklerimize kısa süreler içinde saldırılar yapılırken, askerin eli-kolu bağlı bırakılıyor. Savaşan komutanların % 90 ının mahkemelerde süründüğü yaygın basında yer alırken askeri birliklerden başarı, moral güven beklemek bir ütopya olarak kalıyor.
-Türkiye Cumhuriyetini savunan, Vatanı için düşünce üretenler sorgulanır ve tutuklanırken bölücüler bayrak asıyor. İktidar, bölücülerle kucaklaşan vekillerin resimlerini görünce, muhabbetleri bol olsun! diyebiliyor.
-Günlük ve gelecek yurt emniyetini düşünmekten zaman kalmıyor. Halk kredi kartları batağında eziliyor.
-Çalışma güvencesi askıya alınıyor, Sendikalar etkisizleştiriliyor. Sesler kısılıyor, çalışanlar sindiriliyor.
-Yargı kuşkularla anılır oluyor. Başbakan, Biz yargıya söyledik, gereği yapılacak! diyor da hala Yargı bağımsızdır diye halkı uyutmaya çalışıyorlar.
-Eğitimde millilik kaldırılarak teokratik bir yola giriliyor. Henüz fiziken zihnen gelişmemiş çocukları okullu yaparak, eğitimde kargaşa yaratılıyor.
-Üniversiteler dökülüyor. Dünyada ilk 500e girebilen bir üniversite Türk literatürüne giremiyor.
-Sınav Sistemleri, kayırmacı atamalarla yandaşlara sınav sorusu servis merkezi haline dönüşüyor.
-Halk, yardım paketlerine mecbur bırakılarak, vakti geçmiş gıdalarla uyutuluyor.
-Tarım-hayvancılık desteklenmiyor. Saman fiyatları bile %400 zamlı hale gelebiliyor. İthal hayvanlarla nereye kadar gidileceği hesaplanmıyor.
-Madenlerimiz yabancılarla tescil edilerek, arama yetkisi bile ülke insanına bırakılmıyor. Tarım toprakları bile yabancılara satılabiliyor.
-Bankalar, ulusal kuruluşlar dünya devlerinin emrine veriliyor. Oralarda çalışanların işlerine son veriliyor.
-Ülkemizde derin bir boşluk yaratılarak Türklük bilinci yok edilmeye çalışılıyor. Sokaklarda, Hepimiz Ermeniyiz çığlıkları sürüleri peşlerine takabiliyor.
-Ana sözleşmemiz, Anayasamızda değişmez ilk üç maddesini, Nasıl değiştirir de bu cumhuriyetin niteliklerini yok ederiz. Çalışmaları, saman altından su yürütme şeklinde sürdürülüyor.
Evet, ülkemiz iyi yönetilemiyor. Yöneticilerin bir an önce, ayrışma yerine birleştirme algısına dönmeleri gereklidir.
Bu ülkenin çok eski kuruluşunda Edeb Alinin Osman Beye verdiği öğütlerine iktidarın ulaşması zorunludur. Kim ki kendini yüce görürse, biline ki o kişilik, çamurdur-bataktır.
ADD olarak herkesi sağlıklı düşünmeye çağırıyoruz. Başka bir Türkiye olmadığı gibi, başka bir laik İslam ülkesi de yok. Türkiye, demokratik laik sosyal bir hukuk devleti olarak yaşamak zorundadır. Bu ilkelerden biri yok sayılırsa bu coğrafyada ne devlet kalır, ne de insanlarda huzur.
Yurtta barış,dünyada barış Türkiyenin vazgeçilmezidir''