Müşfik Veysel Erdoğan. konu ile ilgil yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi,
"Hükümet meclisten geçirdiği torba kanunla kamuda 4Bli pozisyonda sözleşmeli olarak çalışan 100 bin kişiye kadro vermiştir. Hükümet bu kadro verme işleminde dahi çalışanlar arasında ayrımcılık yapmış, 4Bli pozisyonda sözleşmeli olarak çalışan 100 bin kişiye kadro imkanı verirken; tam anlamıyla çağdaş köle düzeni içerisinde çalışan 23 bin 4Cli ve 585 bin taşeron işçiye ise bu konuda resmen üvey evlat muamelesi yapmıştır. Kamuda sözleşmeli statüde çalışmanın sorunlarını ortadan kaldırmak üzere; kendi iktidarları döneminde 4Bli olarak işe aldıkları sözleşmeli personeli kadroya geçirirken, 4C li ve taşeron işçilere neden hala bu köle düzeni reva görülmektedir ?
4C li ÇALIŞANLAR VE TAŞERON İŞÇİLER İÇİN KÖLE DÜZENİ DEVAM EDİYOR!
Kamuda 4Cli ve taşeron işçisi olarak çalışanlar; açlık sınırının altındaki ücretlerle, her türlü sosyal haktan ve iş güvencesinden yoksun olarak, kıdem hakları ve izin hakları gasp edilerek tam bir sömürü düzeni içerisinde çalışmaya devam ediyorlar. Devlet 4Cli ve taşeron işçi pozisyonunda bu insanları çalıştırırken aslında bir nevi köle ticareti yapmaktadır. Bu insanların haklarının gasp edilerek çağdaş köle düzeni içerisinde çalıştırılması devletin ayıbıdır. Devlet bu ayıptan kurtulmak zorundadır.
Çağdaş ve demokratik devletlerde, çalışanların haklarının gasp edildiği, insanların açlık sınırının altındaki ücretlerle çalıştırıldığı bir köle düzeni olamaz. Bu nedenle; hükümet 4Bli pozisyonunda çalışan 100 bin sözleşmeliye verdiği kadroyu, kamuda çalışan 4Cli çalışanlar ve taşeron işçilere de vermelidir. Çünkü devlet vatandaşları arasında ayrım yapamaz. 4Cli çalışanlar ve taşeron işçiler, kamuda diğer kadrolu çalışanlarla aynı işi yapmaktadırlar. Bir işyerinde aynı işi yapan kişiler arasında farklı ücret ve sosyal hakların olması, o iş yerindeki çalışma barışını bozar.
Çalışma barışının korunması, çalışanlar arasındaki uyum ve dayanışmanın sağlanması ve her şeyden önemlisi çalışanların huzuru açısından bu ayrım mutlaka ortadan kaldırılmalıdır. Çalışanların insanca yaşayabileceği ücretlerle çalıştığı, sosyal haklarının çiğnenmediği, güvenceli ve sendikalı bir çalışma hayatını egemen kılmak çağdaş ve demokratik devlet olmanın gereğidir.