Metin Erol, eğitimde ilk yarı raporu başlığıyla yaptığı basın açıklamasında şu ifadelere yer verdi,
"2012-2013 eğitim öğretim yılının birinci yarısı, geçtiğimiz dönemlerden farklı olarak, AKP iktidarının siyasal-ideolojik hedefleri doğrultusunda hayata geçirilen 4+4+4 düzenlemesi ve onun derinleştirdiği ağır sorunların ilk işaretleri ile sona ermektedir.
AKPnin yangından mal kaçırır gibi gündeme getirdiği 4+4+4 dayatması nedeniyle, 2012- 2013 eğitim öğretim yılının ilk yarısı, genelde eğitim sistemi, özelde ise öğrenciler, öğretmen ve veliler açısından geçmişten gelen sorunların derinleşerek arttığı, bilimsel gerçeklere gözlerin kapatılarak ideolojik kaygılarla bütün bir eğitim sisteminin dönüştürüldüğü bir dönem olmuştur. Eğitimde 4+4+4 dayatmasının birinci yarıyıldaki uygulama sonuçlarına baktığımızda, kısa vadede ortaya çıkmasını öngördüğümüz sorunların bir şekilde kendini gösterdiği, orta ve uzun vadede yaşanacak sorunların ise ilk işaretlerinin verilmeye başlandığını söylemek mümkündür.
Okula başlama yaşı ciddi sorunlar yaratmış ve bir nesil heba edilmiştir. Aynı sınıfta farklı yaş gruplarının bulunmasının pedagojik sakıncaları ortaya çıkmıştır. Bu çocuklar, AKPnin siyasal ideolojik hedeflerine kurban gitmiştir.
Okulların fiziki donanım ve altyapı eksikliği sürmektedir. İmam hatip ortaokullarına aktarılan kaynak, diğer okullara aktarılmayarak çifte standart yaratılmıştır. Yasanın hazırlanış gerekçelerine karşın, ilköğretim okulları ve ikili eğitim sürmektedir. Patlayan öğrenci sayısı ile derslik ihtiyacı sorun haline gelmiştir. Sıra, merdiven, lavabo vb. fiziki koşullar 60-66 aylık çocuklar için düzenlenmemiştir. Seçmeli derslerden dolayı öğrenciler sabah derse erken girmekte, akşam 19.00dan sonra çıkmaktadır. Yine 1.sınıf müfredatında sorunlar yaşanmaktadır. Anasınıfı okumuş çocuklar sıkıntı yaşamakta, sınıf öğretmenleri ise okul öncesi müfredatı işlemeye hazır değildir.
4+4+4 yapılanması ile küçük yaştaki öğrenciler dini içerikli zorunlu seçmeli dersleri seçmeye zorlanmıştır. Seçmeli ders belirlemede bütün seçimlik derslerin seçilebilmesine olanak yaratılmamıştır. Bir kısım okulların imam hatip ortaokuluna dönüştürülmesiyle, bölgede yaşayan öğrenciler daha uzak okullara gitmek zorunda kalmıştır. Kıyafet yönetmeliğinin değiştirilmesini farklı yorumlayan kimi öğretmenlerin başörtüsü ile derslere girmesine göz yumulmaktadır. Siyasal iktidarın paralelinde bir sendikanın başörtüsü için on milyon imza toplamak için öğrencileri kullanması kabul edilemez. Özgürlükleri başörtüsüne indirgemek aymazlıktır. Kıyafet serbestisindeki temel amacın tek tip insan yaratmak olduğu unutulmamalıdır.
4+4+4 düzenlemesi ile öğrencilerle birlikte öğretmenler de sürgün edilmiştir. Okullar dönüştürülürken öğretmenler mağdur edilmiş, şimdi de sürgün sırası anadolu liselerinde çalışan öğretmenlere gelmiştir. Norm fazlası durumuna düşürülen, alan değiştirmeye zorlanan öğretmenler farklı okul ve ilçelere gitmek zorunda kalmıştır. Alan değiştirme hem öğretmeni hem de öğrenciyi olumsuz etkilemiştir.
Eğitimin kesintili olarak 12 yıla çıktığı iddiasının aksine, eğitim süresi fiilen 8 yıl olmuştur. Bu durumdan en çok yoksul ailelerin çocukları etkilenecek, bu durumun olumsuz sonuçları ilerleyen yıllarda karşımıza çıkacaktır.
Öte yandan eğitim sisteminin kademeli ve kesintisiz hale getirilmesinin bir başka amacı da eğitimli ve ucuz işgücü hedefidir. Eğitim sistemini piyasaya sunmak anlamına gelen bu düzenleme AKP iktidarının eğitime bakışının bir göstergesidir.
Sonuç olarak; eğitimde adım adım gerçekleşen ancak 4+4+4 dayatması ile büyük bir ivme kazanan dönüşüm eğilimleri, kuşkusuz dünya çapında yaşanan gelişmelerden bağımsız değildir. Bu süreçlere YÖK yasa tasarısı ile üniversiteler de dahil edilmiştir. Eğitim sistemine egemen olmaya çalışan anlayışlar, eğitimi bir insan hakkı olarak değil, maliyeti olan ve karşılığı mutlaka ödenmesi gereken bir müşteri hizmeti olarak görmektedir.
4+4+4 eğitim modeli ile daha da belirginleşen eğitimde ticarileştirme ve dinselleştirme sürecine somut yanıtlar verebilmek için ilk dört ay içinde karşılaşılan sonuçlara bakmak elbette yeterli değildir. Bu nedenle sendikamız, uygulamanın yarattığı olumsuzlukları ısrarla takip etmeye devam edecek ve kamuoyunu bilgilendirmeyi sürdürecektir"