AK Parti Samsun Milletvekili Fuat Köktaş, AK Parti Samsun İl Başkanlığı 70. İl Danışma Meclisi Toplantısı'nda, Samsun Milletvekilleri adına, Türkiye Büyük Millet Meclis'inde yapmış oldukları çalışmalar, çıkarılan kanunlar, ülke gündemi ve ilimizde yapılan çalışmalar hakkında konuştu.
Köktaş konuşmasında şu ifadelere yer verdi,
''Kurtuluş savaşından sonra 15 Temmuz’da 2'inci kez Gazilik şerefine nail olan bir meclis üyesi olarak Milletvekillerimiz adına saygıyla selamlıyorum. Hak ile batılın, şeref ile zilletin, cehennem ile cennet mücadelesinin adı olan Kerbala'yı, bir tarafta hayat iman ve cihattır diyen Hz. Hüseyin'i, bir tarafta ise Hz. Hüseyin'i ben öldürmedim, onu Allah öldürdü diyen Yezid'in, bir tarafta kalbimiz Hz. Hüseyin'den yana ama çıkarcı Ömer İbn-i Sa'dın bulunduğu ibret dolu bir hadiseyi içerisinde barındıran ,günahları, şirki ve boşa geçirilmiş hayatları geride bırakmak ve anlam merkezli yeni bir hayata uzanan, adını, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (S.A.V) hicretin alan hicri yılını tebrik ediyorum, tüm insanlığa ve Müslümanlara hayırlı olmasını diliyorum.
Türkiye bulunduğu coğrafya itibariyle sürekli herkesin gözünün önünde olduğu bir ülke olmuştur. Bunun sebeplerinden bir tanesinde Türkiye”nin doğu ve batı medeniyetleri arasında bir geçiş bölgesi olmasıdır. Bu gerçekle hareketten yıllardır terörle ve teröristlerle mücadelemiz devam etmektedir. Yurt içinde başta PKK ve onun çukur siyaseti olmak üzere DHKPC, TİKKO, TKPML gibi terör örgütleri, dışarıda, DAEŞ’le verilen mücadele yanında 15 temmuz FETÖ terör örgütünün kalkıştığı darbe girişimini bir kez daha lanetliyorum. Gerek Terörle, gerek darbeyle mücadelede, vatanımızın birliğini, bütünlüğünü, korumak insanlarımızın huzur ve refahını sağlamak için canını feda etmiş şehitlerimize Allah’tan rahmet, geride bıraktıkları ailelerine sabır ve başsağlığı diliyorum. Ayrıca bu uğurda canını vermeye hazır olan ancak şahadet şerbetini içemeyen gazilerimize de Allah’tan acil şifalar diliyorum. Darbe haberini alır almaz halkın iradesine, halktan başka kimse son veremez diyerek meclisi açarak sabaha kadar ölümü göze alarak burada bekleyen başta Meclis Başkanımız İsmail Kahraman’a, Bakanlarımıza, Grup Başkan Vekillerimize, Milletvekillerimize ve Türkiye Büyük Millet Meclisi çalışanlarına teşekkür ediyorum.
Kalkışma haberini alır almaz ilk açıklamasını “ölmek var, dönmek yok” diyerek darbe ile mücadeleye karşı koymak, hak ettiği cezayı vermek için tüm güçleri, tüm unsurları hareket geçirerek ülkesine ve demokrasiye sahip çıkan Başbakanımız Sayın Binali Yıldırım’a da buradan saygılarımı ifade etmek istiyorum. İktidara geldiği ilk günden bu yana, milletimizin huzur ve refahı için çalışan, özgürlüğü, demokrasiyi, şeffaflığı, adalet ve kalkınmayı merkeze koyarak bu millete rehber olan, “bu millete bedel ödetmeyiz, bir bedel ödenecekse bu bedeli biz öderiz diyen” darbe gecesi de aynı kararlılıkla, aynı vatan ve millet sevgisiyle, aynı inanç ve tevekkülle hareket eden, bulunduğu mekanda ki imkanlar kısıtlı olmasına rağmen, 14 yıldır yapmış olduğu hizmetlerin belki de çok küçüğü olan iletişim ve telekomünikasyon üzerinden görüntülü olarak bağlandığı, canlı yayın aracılığıyla, milletini demokrasiye ve ülkesine sahip çıkmaya, asker elbisesi giymiş bir avuç teröriste karşı durmaya çağıran, darbe girişimini püskürtmek için, milleti bayrakları ile birlikte havalimanlarına ve illerin meydanlarına davet eden, tüm olumsuz şartlara rağmen ailesiyle birlikte bu bayrak , bu millet , bu vatan ve devlet için ölümü hiçe sayarak yıllardır sırtını dayadığı ve gücünü aldığı milletinin arasına gelerek, ilk açıklamasını Atatürk Havalimanı’nda yapan, gerçek bir komutan ve gerçek bir liderin nasıl olduğunu tüm dünyaya gösteren liderimiz, Genel Başkanımız, Başbakanımız, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saygı, sevgi ve en derin şükranlarımı buradan arz ediyorum.
Kalkışma haberini duyan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısına uyan ellerine Türk Bayrakları alarak meydanları dolduran, demokrasiye sahip çıkan, darbecilere asıl darbeyi yapan, bir daha darbe girişiminde değil bulunmak, düşünmeyi bile aklın ucuna getiremeyecek dersi veren, halkın ve hakkın üzerinde hiçbir gücün olmadığını vatan hainlerine bir kez daha gösteren halkımıza şükranlarımı sunuyor, teşekkürlerimi iletiyorum. 15 Temmuz’ u unutmamak ve unutturmamak mecburiyetindeyiz. O gece çekilen görüntüleri sürekli izlemeliyiz. Şehitlerimizin , Gazilerimizin hikayelerini dinlemeli ve dinletmeyiz. Orada 15 Temmuz darbesini herhangi bir organize ekibin, herhangi bir siyasi, sosyal, ekonomik grubun değil, bu milletin omurgasını oluşturan kadınıyla, erkeğiyle, yaşlısıyla genciyle , doğulusuyla batılısıyla, kuzeylisiyle, güneylisiyle, iktidarıyla, muhalefetiyle, işçisiyle işvereniyle ülkenin asıl sahipleri olan halkın engellediğini görmekteyiz. Bir yandan darbe girişimini savuşturup failleri adalet önünde hesap verirken diğer taraftan PKK, DAEŞ terör örgütlerinin eylemlerini arttırarak darbeye nasıl destek verdiklerini yakinen görmekteyiz. PKK ve onun çukur siyasetiyle mücadelenin yanında ülkemize sızan DAEŞ terör örgütü mensubu 14 yaşındaki bir çocuğu canlı bomba olarak kullanmak suretiyle Gaziantep’te gerçekleştirdiği ve çoğu çocuk 56 vatandaşımızın hayatını kaybettiği , 100 kişinin yaralandığı saldırı bizim için bardağı taşıran son damla olmuştur. Biz, Suriye halkına karşı sınırlarımız içinde ve dışında insani görevlerimizi yerine getirmeye devam ederken, aynı zamanda uluslararası toplumu ikaz etme görevimizi de sürdüreceğiz. Fırat Kalkanı Harekatı, Suriye’deki terör örgütlerinin hepsine karşı bölge halkıyla birlikte başlattığımız, meşru bir operasyondur. Cerablus’tan başlayarak batıya ve güneye doğru süren bu operasyonla hedefimiz bu bölgede, ilk etapta 5 bin kilometrekare büyüklüğünde, terör örgütlerinden arındırılmış bir güvenli bölge tesis etmektir. Türkiye olarak kendi sınırlarımız içinde huzur ve güven içinde yaşamak istiyorsak, Suriye ve Irak’taki gelişmelerin bu doğrultuda ilerlemesini sağlamak mecburiyetindeyiz. Aksi takdirde, hem sınır güvenliğimiz, hem de terörle mücadele çabalarımız sürekli tehdit altında olacaktır'' dedi.