SAMSUN HABER - Samsun Tabip Odası Başkanı Funda Furtun, asistan hekimler ile ilgili açıklama yaptı. Furtun, asistan hekimlerin çalışma ve eğitim koşullarının iyileştirilmesi gerektiğini söyledi.
Furtun yaptığı açıklamada, "Öncelikle yakın zamanda kaybettiğimiz asistan hekim arkadaşımız Mustafa Yalçın için son derece üzgün olduğumuzu belirtiyor, yakınları ve tıp camiasına baş sağlığı diliyoruz. Uzun yıllardır var olan, ancak mevcut sağlık politikalarının bir yansıması olarak her geçen gün derinleşen asistan hekim sorunları ve son yıllarda giderek artan genç hekim ölümleri kaygılarımızı arttırıyor. Asistan hekimler olarak 6 yıl süren zorlu bir tıp eğitimi ve tıpta uzmanlık sınavı hazırlık süreci sonrası büyük umutlar ve istek ile başlanan, eğitim almak üzere gelinen hastanelerde ilk iş gününden mezuniyete kadar 36 saate varan çalışma süreleri, ücretli nöbet ertesi izin hakkının yok sayılması, görev tanımı dışındaki angarya işleri yapma zorunluluğu ve mobbinge varan birçok sorun ile karşı karşıya kalmaktayız" diye konuştu.
Furtun açıklamalarına şöyle devam etti: "Büyük bir çoğunluğumuz özellikle asistanlığın ilk yıllarında ayda 15 nöbete varan ve adına eğitimin bir gerekliliği denilen insanlık dışı çalışma saatleri nedeniyle asgari sosyal hayatı yaşamayı dahi mümkün kılmayan, ruhsal birçok sıkıntıya neden olan dönemlerden geçmektedir. Mevzuatta “gece nöbeti tutanlara ertesi günü görev verilmez” ifadesi yer almasına rağmen başhekimlere kurumda hizmetin aksamaması gerekçeleriyle nöbet ertesi dinlenmesi gereken hekimi mesaiye devam ettirme yetkisi verilmektedir. Bu yetki ile pandemi döneminde yapılan görevlendirmelerden de anlaşılacağı üzere hizmetin devam ettirici işgücü olarak görülen asistan hekimlere nöbet ertesi izin hakkı kullandırılmamaktadır. Çalışma saatlerinin uzunluğu düşünüldüğünde hem asistan hekimin kişisel sağlığı hem de hastalarımızın sağlığına zarar veren bu uygulamalardan, mevcut hali ile dahi yetersiz olan ücretlerimizden kesinti yapılmasından vazgeçilmesini talep ediyoruz. Eğitimin öncelikli olması gereken hastanelerde sorumlu olduğumuz uzmanlık eğitiminin geri plana atılmasını, anayasal bir hak olan eğitim hakkının gaspı olarak görmekteyiz. Asistan hekimler olarak uzmanlık eğitiminin en başında dahi polikliniklerde, servislerde tek başımıza koca yükler sırtlanıyoruz. Eğitici yönlendirmesi ve denetimi olmadan hasta muayenesi yapmak, performans sistemi ve kışkırtılmış sağlık talebinin ihtiyaçlarını karşılamak zorunda bırakılıyoruz. Hasta yakınlarının ilk muhatabı olarak da en çok şiddete maruz kalanlar oluyoruz. Çoğu sağlık kurumunda yoğun çalışma şartları altında ezilirken akademik çalışmalara gereken zamanı ayıramıyoruz. Eğitim seminerleri, vaka tartışmaları dahi sağlık hizmetini aksatmamak adına yemek saatlerinde ve mesai bitimlerimizde yapılıyor. Bir kere daha hatırlatıyoruz asistan hekimler tıpta uzmanlık eğitimi almaya gelmiş öğrencilerdir. Eğitim süresinin büyük bir kısmı öğrenmek ile geçmelidir. Asistan hekimler sağlık hizmetinin temel taşı değildir, bu yük için asistan hekimin omzu uygun değildir. Dinlenme, hastalık, evlilik ve yıllık izin haklarımızı kullanmanın süresi, zamanı, hatta ve hatta kadın asistan arkadaşlarımızın çocuk sahibi olma isteklerinin dahi emir-komuta zinciri ile kontrol edilmeye çalışıldığı bir çalışma düzeni bizleri tüketiyor. Ve Türkiye’nin birçok ilinde asistan hekimlerin çığlığı yükseliyor; bıçak kemiğe dayandı."
Furtun yaptığı açıklamada, "Öncelikle yakın zamanda kaybettiğimiz asistan hekim arkadaşımız Mustafa Yalçın için son derece üzgün olduğumuzu belirtiyor, yakınları ve tıp camiasına baş sağlığı diliyoruz. Uzun yıllardır var olan, ancak mevcut sağlık politikalarının bir yansıması olarak her geçen gün derinleşen asistan hekim sorunları ve son yıllarda giderek artan genç hekim ölümleri kaygılarımızı arttırıyor. Asistan hekimler olarak 6 yıl süren zorlu bir tıp eğitimi ve tıpta uzmanlık sınavı hazırlık süreci sonrası büyük umutlar ve istek ile başlanan, eğitim almak üzere gelinen hastanelerde ilk iş gününden mezuniyete kadar 36 saate varan çalışma süreleri, ücretli nöbet ertesi izin hakkının yok sayılması, görev tanımı dışındaki angarya işleri yapma zorunluluğu ve mobbinge varan birçok sorun ile karşı karşıya kalmaktayız" diye konuştu.
Furtun açıklamalarına şöyle devam etti: "Büyük bir çoğunluğumuz özellikle asistanlığın ilk yıllarında ayda 15 nöbete varan ve adına eğitimin bir gerekliliği denilen insanlık dışı çalışma saatleri nedeniyle asgari sosyal hayatı yaşamayı dahi mümkün kılmayan, ruhsal birçok sıkıntıya neden olan dönemlerden geçmektedir. Mevzuatta “gece nöbeti tutanlara ertesi günü görev verilmez” ifadesi yer almasına rağmen başhekimlere kurumda hizmetin aksamaması gerekçeleriyle nöbet ertesi dinlenmesi gereken hekimi mesaiye devam ettirme yetkisi verilmektedir. Bu yetki ile pandemi döneminde yapılan görevlendirmelerden de anlaşılacağı üzere hizmetin devam ettirici işgücü olarak görülen asistan hekimlere nöbet ertesi izin hakkı kullandırılmamaktadır. Çalışma saatlerinin uzunluğu düşünüldüğünde hem asistan hekimin kişisel sağlığı hem de hastalarımızın sağlığına zarar veren bu uygulamalardan, mevcut hali ile dahi yetersiz olan ücretlerimizden kesinti yapılmasından vazgeçilmesini talep ediyoruz. Eğitimin öncelikli olması gereken hastanelerde sorumlu olduğumuz uzmanlık eğitiminin geri plana atılmasını, anayasal bir hak olan eğitim hakkının gaspı olarak görmekteyiz. Asistan hekimler olarak uzmanlık eğitiminin en başında dahi polikliniklerde, servislerde tek başımıza koca yükler sırtlanıyoruz. Eğitici yönlendirmesi ve denetimi olmadan hasta muayenesi yapmak, performans sistemi ve kışkırtılmış sağlık talebinin ihtiyaçlarını karşılamak zorunda bırakılıyoruz. Hasta yakınlarının ilk muhatabı olarak da en çok şiddete maruz kalanlar oluyoruz. Çoğu sağlık kurumunda yoğun çalışma şartları altında ezilirken akademik çalışmalara gereken zamanı ayıramıyoruz. Eğitim seminerleri, vaka tartışmaları dahi sağlık hizmetini aksatmamak adına yemek saatlerinde ve mesai bitimlerimizde yapılıyor. Bir kere daha hatırlatıyoruz asistan hekimler tıpta uzmanlık eğitimi almaya gelmiş öğrencilerdir. Eğitim süresinin büyük bir kısmı öğrenmek ile geçmelidir. Asistan hekimler sağlık hizmetinin temel taşı değildir, bu yük için asistan hekimin omzu uygun değildir. Dinlenme, hastalık, evlilik ve yıllık izin haklarımızı kullanmanın süresi, zamanı, hatta ve hatta kadın asistan arkadaşlarımızın çocuk sahibi olma isteklerinin dahi emir-komuta zinciri ile kontrol edilmeye çalışıldığı bir çalışma düzeni bizleri tüketiyor. Ve Türkiye’nin birçok ilinde asistan hekimlerin çığlığı yükseliyor; bıçak kemiğe dayandı."











