Reklam

"Eşit ve Özgür" yaşamak istiyoruz

KESK Samsun Şubeler Platformu adına konuşan ESM Dış İlişkiler Kadın ve Çevre Sekreteri Ayşe Anar, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla sendika binasında açıklama yaptı.

"Eşit ve Özgür" yaşamak istiyoruz
25 Kasım 2019 - 17:43

Anar açıklamasında şu ifadelere yer verdi,

''1970’lerden bu yana neo liberal politikalarla tahkimini sağlayan ataerkil kapitalist sistem, bugün çok boyutlu ve derin bir kriz içerisindedir. Ataerkil kapitalizm artık, zora dayalı veya gönüllü rıza üretebilme kabiliyetini kaybetmiştir ve yarattığı yıkıcı etkilere karşı isyanlar her geçen gün çoğalmaktadır.

AKP’nin politikaları kadına yönelik şiddeti artırmaktadır!

Ülkemiz açısından da, ataerkil ve kapitalizm ortaklığına siyasal islam ideolojisini ekleyen siyasi iktidarın; şiddeti olağanlaştıran cinsiyetçi söylem ve politikaları ile neoliberalizm, savaş, ırkçılık, tekçilik, ekonomik kriz gibi nedenler kadına yönelik şiddeti her geçen gün artırmaktadır. Kadın emeğine, bedenine, kimliğine karşı saldırı hiç olmadığı kadar artmıştır. 

Neredeyse günde iki kadın, genellikle de en yakınındaki erkekler tarafından, öldürülmektedir. Kırıkkale’de eski eşi Fedai Baran tarafından defalarca bıçaklanarak 10 yaşındaki kızının gözleri önünde katledilen Emine Bulut’un “ölmek istemiyorum” haykırışı tüm kadınların haykırışıdır. 

Kadın cinayetlerinde, eril yargı suç ortağı!

Bu cinayetlerde, katilleri koruyan, cezasız bırakan eril yargı suç ortağıdır. Ceren Damar Şenel cinayetine ilişkin görülen duruşmada sanığın, öldürdüğü kadını itibarsızlaştırmak istemesi boşuna değildir. Çünkü bunun yargıda bir karşılığının olduğunu ve lehe sonuç verdiğini çok iyi bilmektedir.

Her yer suç mahali! Her gün yüzlerce kadın evde, işte, sokakta, erkek şiddetine maruz kalmakta ya da şiddet tehdidi altında ölümle burun buruna yaşamlarını sürdürmektedir. Her yer, her mekân kadınlar için şiddet ve cinayet mahalline dönüşmüş durumdadır. Kayyum atanan belediyelerde şiddete uğrayan kadınların başvuru merkezleri kapatılmaktadır. Kadına yönelik şiddetin önlenmesinde en önemli iki yasal araç olan, İstanbul Sözleşmesi ve 6284 Sayılı Ailenin ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun iptal edilmek istenmektedir. Bunun yanı sıra hazırlığı devam eden 2. yargı paketinde, kadınların nafaka hakkının elinden alınması ve defalarca kadın mücadelesiyle geri çektirilen çocuk istismarını meşrulaştıran, istismarcıları affetmeyi hedefleyen “tecavüzcü affı”nın yer aldığı söylenmektedir.

Savaştan en çok kadınlar etkileniyor!

Savaş demek kadınlar için, ölüm, şiddet, tecavüz, yoksulluk demektir.

Savaştan şiddetten kaçarak başka ülkelere sığınan kadınları; ucuz işgücü olmak, başta sağlık olmak üzere temel hizmetlere ulaşamamak, yoksulluk, yurtsuzluk, geleceksizlik, umutsuzluk, ayrımcılık ve bunların yarattığı psikolojik yıkım beklemektedir.

Kadınlar mücadelede kararlı. Kadınlar, şiddete, sömürüye karşı, yaşamın özgür özneleri olma mücadelesini uzun yıllardır ve aralıksız bir biçimde sürdürmektedir. Eril zihniyetin kadınlar üzerinde kurduğu sistematik tahakkümü kırmanın tek yolu yine sürekli ve örgütlü kadın mücadelesini yükseltmekten geçmektedir. “Eşit ve Özgür yaşamak istiyoruz” şiarıyla alanlardayız!

Bu 25 Kasım’da KESK’li kadınlar olarak, artarak devam eden kadına yönelik her türlü şiddete ve bu şiddeti besleyen zihniyet ve politikalara karşı, Emine Bulut’un “Ölmek İstemiyoruz!” haykırışıyla alanlardayız.  Ayrıca 8 Mart’a kadar sürecek olan “Eşit ve Özgür YAŞAMAK İSTİYORUZ!”  kampanyamızı başlatıyoruz. Kampanyamız boyunca; işyeri işyeri, sokak sokak emekçi kadınlarla buluşarak, yaşam, emek, eşitlik ve özgürlük mücadelemizi birlikte öreceğiz, birlikte yükselteceğiz. 

Tüm kadınları; kadına yönelik her türlü şiddete, kadın cinayetlerine, savaşa, ekonomik krize, cinsiyetçiliğe, ayrımcılığa, sömürüye, otoriterliğe karşı; Mirabel kardeşlerin mücadelesini büyütmeye,  KESK’te örgütlenmeye, 25 Kasım’da alanlarda olmaya çağırıyoruz! Bir kişi daha eksilmeyeceğiz!''

Kadına yönelik şiddete karşı bazı talepleri olduğunu sıralayan Anar,

''Kadına yönelik her türlü şiddeti önleyen ve kadınları koruyan yasal düzenlemeler acilen yapılmalı,
Kadın ve Eşitlik Bakanlığı kurulmalı,
İş yerinde şiddeti, ayrımcılığı ve mobbingi önleyen düzenlemeler yapılmalı,
Kadın istihdamında tek seçenekmiş gibi sunulan esnek-güvencesiz-kayıtdışı ve taşeron çalıştırmaya, kiralık işçilik uygulamasına son verilmeli,
Bütçede, eğitimde ve her türlü yasa ve uygulamada toplumsal cinsiyet eşitliği esas alınmalı,
Kapatılan kamu kreşleri açılmalı, kadın veya erkek olduğuna bakılmaksızın en az 50 çalışanın bulunduğu iş yerlerinde gündüz bakım evi ve kreşler açılmalı,
Grevli toplu sözleşme hakkı, sendikal hak ve özgürlüklerimiz önündeki engeller kaldırılmalı,
Doğum izinleri 24 haftaya çıkarılmalı, devredilemez babalık izni düzenlenmeli, süt izninin kullanımı önündeki keyfi engeller kaldırılmalı ve ücretli-ücretsiz doğum izninden dönen kadınların statü kaybı yaşaması engellenmeli,
Eşit işe eşit ücret sağlanmalı,
Kadınlar için daha fazla yoksulluk, şiddet, göç ve ayrımcılık anlamına gelen savaş politikaları son bulmalı. Eşit ve özgür biçimde bir arada yaşamın sağlanacağı demokratik koşulların oluşması sağlanmalı,
KHK'ler iptal edilerek haksız hukuksuz yere işten çıkarılan tüm emekçiler görevlerine iade edilmeli,
Eğitim alanı başta olmak üzere kamusal alanın tümüne yayılan dinselleştirme politikalarından vazgeçilmeli, kadın özgürlüğünün önemli dayanaklarından birisi olan laiklik ilkesi güçlendirilmeli,
Kadınlardan yana imza atılan uluslararası sözleşmelerin gereklikleri yerine getirilmeli, 
8 Mart ücretli izin günü sayılmalı.''


  • Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum