Başkan Rendeci: 5 Aralık kadının en büyük devrimidir

Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu Kadın Kolları Genel Başkanı Havva Rendeci, "5 Aralık, tarih döngüsü içerisinde kadınlarımız açısından önemli bir kilometre taşıdır. Kadının en büyük devrimidir" dedi


Başkan Rendeci: 5 Aralık kadının en büyük devrimidir

SAMSUN HABER - Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu Kadın Kolları Genel Başkanı ve Samsun Atakum İlçesi  Atatepe Mahallesi Muhtarı  Havva Rendeci, 5  Aralık Dünya Kadın Hakları Günü ve Türk Kadınına seçme ve seçilme hakkının verilişinin 85. yılı nedeniyle bir açıklama yaptı. Rendeci, Türk kadınının, Cumhuriyetin kurucusu Ulu Önder Atatürk sayesinde bugün dünyanın en saygın konumuna geldiğini söyledi.

KADINLAR TARİH BOYUNCA MÜCADELE ETTİ
Kadınların tarih boyunca haklarını elde etmek için mücadele verdiğini belirten Rendeci, "5 Aralık, tarih döngüsü içerisinde kadınlarımız açısından önemli bir kilometre taşıdır. Kadının en büyük devrimidir. Dünya’da kadınların toplumu oluşturan temel unsurun iki eşit parçasından biri olduğunun en büyük ıspatı, 85 yıl önce Türk kadınına iade edilen hakkın teslimidir. Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün bir imtiyazdan öte, bir hakkın teslimi olarak gördüğü seçme ve seçilme hakkının verilmesi Türk kadınının çağdaş yaşama entegrasyonunun en büyük devrimidir. Tarihin karanlık koridorunda, toplumun temel unsuru olan kadınlarımız yüzyıllar boyunca evine mahkum edilirken, 5 Aralık 1934 tarihinde kadınlara iade edilen onurları sayesinde; Türkiye her alanda daha hızlı büyümeye başlamıştır" diye konuştu.

KADIN HAKKI İMTİYAZ DEĞİL, HAK İADESİDİR
Kadınlara verilen hakların toplumda bir imtiyaz gibi algılanmasını doğru bulmadıklarını kaydeden Rendeci, "5  Aralık sadece kadınlarımız için bir anlam taşımıyor. Toplum için bir değer taşıyor, özellikle farkındalık oluşturma noktasında büyük bir önem arz ediyor bu tarih. Bu tarih, yıllarca hakkı yenilen, hakkı elinden alınan kadının saklı haklarının yeniden iadesidir. Peygamber efendimizin, doğar doğmaz diri diri toprağa gömülen kız çocuklarını toplumun en değerli varlığı olduğu konusundaki devrim tarihe büyük ışık tutmuş ve kadın tarih boyunca peyder pey tüm haklarını alma konusunda büyük bir cesaret örneği sergilemiştir. Dolayısıyla  tarih boyunca kadına verilen haklar, erkekler tarafından bir imtiyaz olarak görülse de, aslında bu bir imtiyaz değil bir hak iadesi olarak görülmesi gerekmektedir. Bugün hala, ötekileştirme kavramının en baş muhataplarından biri olan kadınlarımızın amansız mücadelesinin önümüzdeki yıllarda ne anlama geldiğini daha net göreceğiz. Toplumun oluşmasında, büyümesinde, gelişmesinde kadının verdiği gayret ve çabanın görmezden gelinmesi, yok sayılması, modern tabirle; Cam Tavan Uygulaması gibi kadının toplum içerisinde belirli bir konuma gelmesini engelleyen yaklaşımlar, hastalıklı bir toplumun oluşmasına ancak katkı sağlamaktadır" şeklinde konuştu.

ÖTEKİLEŞTİRMEYEN HERKES KIYMETLİDİR
Rendeci açıklamalarını şöyle sürdürdü: "Bugün yaşanan kadın cinayetlerinin temelinde hiç şüphe yok ki, “ötekileştirme psikolojisi”  yatmaktadır. Bu hastalıklı yaklaşım,  erkek egemen toplumun sağlıklı düşünmesini ve ilerleyişini engellemektedir. “Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır” sözü, kadının toplumdaki başarısının önüne perde çekmektir. Oysa başarıyı cinsiyete mahkum etmek, hastalıklı bir ruh halinin dışa vurumudur. Başarının cinsiyeti olmaz. Cinsiyetten soyutlanmış başarı ise, sağlıklı bir toplumun oluşması anlamına gelir.   
İşte bu noktada, 5 Aralık Türkiye’de her kadın için büyük anlam ifade eder. Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu çatısı altında faaliyet gösteren Kadın Muhtarlarımız, özellikle mahalledeki kadınlarımızın toplumun iki eşit parçası olduğu bilincinin aşılanmasında önemli bir rol oynamaktadır. Her ne kadar istenilen düzeyde kadın bürokrat, siyasetçi, yönetici, iş insanı olmasa da, verdiğimiz  çaba ve gayret bu hakkın teslimi noktasındadır. Altını çizerek bir kez daha belirtmek isterim ki; ötekileştirilmeyen, dışlanmayan, yok sayılmayan bir kadın; bu toplumun gelişmesine en az erkekler kadar katkı sunar. Bugün, gerekçesi ne olursa olsun, erkeğin şiddetine maruz kalan kadınlarımızın bu aşağılayıcı durumdan kurtulması için toplumun her kesimine büyük görevler düşmektedir.  Bu bilinç içerisinde, biz kadınlarımıza eşit birey olgusu ile yaklaşan, cinsiyetimizden çok başarılarımızı gören, ötekileştirmeyen, zulmetmeyen her birey bu ülke için kıymetlidir. Bu vesile ile bir hakkın teslimi olarak gördüğümüz 5 Aralık Kadına seçme ve seçilme hakkının teslim eden büyük Atatürk’ü ve bu ülke için canını vermiş tüm şehitlerimizi rahmet ve minnet ile anıyoruz.”